2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

5 Haziran 2009 Cuma

Dünyanın İlk Yüzen Rüzgar Türbini ya da Enerjiye Ne Açıdan Bakmak Lazım

BBC'nin haberine gore bu haftasonu tarihte ilk defa bir ruzgar turbini yuzen bir platform uzerinde calismaya baslayacak. Bu haberden baslayarak iki konudan bahsetmek istiyorum. Birincisi (benim icin) cok heyecan verici olan yuzen platform teknolojisi ve deniz uzerinde ruzgar santrali kurmak ve bahsettigim haberin neden heyecan verici oldugu. Ikincisi de ABD'de yenilenebilir enerjiye, ve ozellikle ruzgar enerjisine bakisin nasil degistigi uzerine gozlemlerim. Basta Danimarka, Ingiltere ve Hollanda olmak uzere birkac ulkede deniz uzerinde ruzgar santralleri var. (Ilk akla gelenler Horns Rev ve Beatrice.) Suda ruzgardan elektrik enerjisi (ya da etanol, amonyak gibi yakitlar) uretmek bazi acilardan daha verimli ama bir yandan da cok daha pahali. Bir ruzgar santralinin maliyetini planlamak da, kurulduktan sonra ogrenmek de zor. Yapilarin maliyetleri bulunduklari yere gore degisiyor. Ama genel bir tahminde bulunmak gerekirse, kW-saat basina dusen maliyet, karadan denize (ya da gole) gecince 5-20 kat artiyor. Bunun en buyuk nedeni, turbinleri tasiyan yapilarin tasarimlarinin ve imalatlarinin deniz icin cok daha pahali olmasi. Ve de elektrigi ruzgar santralinden karaya aktaran kablolarin zor bulunur ve yine pahali olmasi. Teknik sebeplerin disinda bir de toplumun bu yapilari kabul etmesi sorunu var. Insanlar genellikle ortalama 100 metre yukseklikteki bu yapilari plajlardan ya da deniz manzarali evlerinden gormek istemiyorlar. (Bu insanlara "NIMBY" deniyor, "not in my backyard". ) Bunlar isin zor yanlari. Ancak kaynak acisindan bakarsak, karadan uzaklastikca ruzgardaki turbulans azaliyor ve ruzgarin hizi artiyor. Yani ayni santral, dogru tasarlanirsa, suda, karada urettiginden daha fazla enerji uretebilir. Haberde de bahsedildigi gibi, karada ruzgar santrali kurulacak yerler kisitli. Bu yuzden, karadan kilometrelerce uzakta, derin sularda ve ruzgar hizinin oldukca yuksek oldugu yerlerde santral kurmak aslinda mantikli. Ruzgar endustrisinin su anda cozmesi gereken sorun 40 m'den derin sulara turbin yerlestirebilmek. Norvec'te islemeye baslayacak bu yuzen turbin bu yuzden endustri icin bir kilometre tasi olabilir. Bu teknolojinin gelismesi de ABD'de deniz uzerinde ruzgar santrali kurmanin yolunu (sonunda!) acabilir. Bu da beni bahsetmek istedigim ikinci konuya getiriyor. Son 1-2 yila kadar ruzgar enerjisi hakkindaki genel kani, bir grup eski hippinin anlamsiz ugrasi oldugu yolundaydi (Gercekten de endustride uzun yillardir calismis cogu insan kendini boyle tanimliyor.). Ruzgar enerjisinin onemini gosteren en buyuk nedenlerden biri kuresel isinma. Ne yazik ki bu da tek basina Amerikan halkini ve siyasetcilerini etkilemede basarili olamadi. Ancak petrol fiyatlarinin artmasi ve ABD'nin Ortadogu petrolune muhtac olmasi, yenilenebilir enerjiye karsi alinan tutumu degistirmekte. Ruzgar enerjisinden artik "home grown energy" olarak bahsediliyor. Amerikan Ruzgar Enerjisi Birligi'nin (AWEA) bu seneki yillik konferansinin temasi "Wind Power: Securing America's Energy Future" (Ruzgar Enerjisi: Amerika'nin Enerji Gelecegini Guven Altina Almak) idi. Tum arastirmalar, konusmalar bu isik altinda sunuldu. Kariyerlerini (ve servetlerini) petrol endustrisinde gelistirmis olan insanlar da ruzgar endustrisine girmeye basladilar. Mesela T. Boone Pickens, Pickens Plani ile ABD'nin elektrik sistemini tamamen degistirmeyi planliyor. Planin ana fikri, Amerika'nin petrole bagimli olmasi ve bu bagimliligin ulkenin guvenligini tehlikeye sokmasi. Obama'nin ekonomiyi canlandirmak icin sundugu planda yenilenebilir enerjiye buyuk pay verildi. Milyonlarca dolar bursla bu alanda arastirma desteklenmeye basladi. Ayrica 2025'e kadar ulkede uretilen elektrigin %20'sinin de yenilenebilir kaynaklardan gelmesi hedef olarak belirlendi. Yani artik ruzgar enerjisi denince akla milliyetcilik geliyor. Ruzgar enerjisinin popularitesinin artmasinin tek nedeni milliyetcilik degil tabii ki. Bu endustri en buyuk buyume gosteren endustrilerden biri. Hatta son krizden sonra bile rahatca ayakta durabilen, hala buyuyen, is alimini durdurmayan endustrilerden biri sayilabilir. AWEA'nin bu seneki konferansina 23,000 kisi katildi, bu sayi gecen seneye gore 10,000 kisilik bir artis gosteriyor. Issizlik oraninin yukseldigi bu donemde, yenilenebilir enerjiye dayali yeni bir elektrik sistemi kurmak, Amerikalilar icin yeni is imkanlari ortaya cikariyor. Yenilenebilir enerjinin, ve yakin gelecekte ozellikle ruzgar enerjisinin, onemi daha da artacak. Enerji, ithal edilen bir kaynak olmaktan cikip, uretimi yerellesirse, ABD'nin Orta Dogu'yla olan iliskisi de degisebilir. Ayrica bu endustrinin kazandigi oneme gore ABD guc acisindan bu konuyu onyillardir ciddiye alan ve teknolojiyi oldukca gelistirmis olan Avrupa'nin gerisine dusebilir.

4 yorum:

cagatto dedi ki...

Meltemcim,
Oncelikle eline saglik, yazini cok begendim. Aslinda bunun ekonomik acidan oturup bir analizini de yazmak istiyorum - senin bahsettigin giderlerden ziyade kara ve deniz ustune kurulacak ruzgar enerjisi istasyonlarinin kamu/ozel mulkiyet ve insanlara etkilerini (evet, kabul ediyorum externality'nin turkcesini bulamadim) ve denizin aslinda neden daha avantajli olabilecegi ustune. Ancak benim aklima gelen ilk sey su oldu - Turkiye'de bunu yapmak isteyince hatirladigim kadariyla en fazla ruzgar kapasitesi Ege'de. Lisedeki projeden bildigim kadariyla Ege'de cok buyuk dalgalar kaydediyor Deniz Kuvvetleri falan. Ancak bu turbinler ne kadar aciga kuruluyor? Deniz sinir yonunden Amerika'nin falan elbet bir sorunu olmaz ancak mesela Turkiye bu konuda senelerdir 6 mil- 12 mil tartismasindan basi agrimaz mi? Bunun gibi bir olay aslinda uluslararasi sularda yapilan balikcilik. Ancak orada mulkiyet haklarinin tanimi ve paylasilmasi onemli. Fakat teknoloji gelistikce ulkelerin birbirinden enerji uretmek icin hava/deniz sahasi kiralayabilecegi, ya da uluslararasi alanlarda bu istasyonlarin kurulmasinin tartismaya acilacagini dusunuyorum. Fakat mesela Turkiye eger politik olarak boyle bir teknolojiye sahip olsa bile bu istasyonlari kuramayacaksa ne care olabilir?
Kisaca bir beyin firtinasi yapmis oldum, cok da toplu degil fikirlerim ancak bu konuda bir dahaki sefere daha ekipmanli donecegim :)

meltem dedi ki...

Cagattocum,

Sorularin cok guzel. Externalitylerden bahsediliyor tabii ki ama bildigim kadariyla bununla ilgili makale yazan, belli rakamlar ortaya koyan henuz yok. Gel biz seninle ortak bir makale yazalim bence.

Istasyonlar simdilik karaya yakin kuruluyor. Ortalama 3 mil diyebiliriz. Ege'de kesinlikle sorun olacaktir, Turkiye bu santralleri kurmak isterse. Zaten ABD'de de eyalet sinirlari, federal sinirlar, belediyelerin sinirlari uzerinden cok tartisma yapiliyor.

Bir de yuksek dalgalar aslinda ruzgar santralleri icin iyi degil. Ancak ruzgar/dalga enerjisi uretebilen melez bir sistem olursa elverisli olabilir.

Senin yazini da merakla bekliyorum.

eren dedi ki...

Cagatto'nun Ingilizceden ceviri sorusuna bir cevap vereyim dedim. Externality Turkce'ye dissallik olarak cevriliyor. Turkce yazilmis iktisat calismalarinda oldukca kabul gormus bir kullanim. Meltem'in bahsettigi dalga enerjisini de kullanma meselesi enteresan bir konu. Benim bu konuda tek bildigim dalga enerjisini ureten yilan bicimli araclarin oldugu. Ne kadar yaygin, ne kadar etkin ve baska ne gibi alternatifler var bilemiyorum. Meltem bir de dalga enerjisi uzerine bir yazi patlatirsa seviniriz.

meltem dedi ki...

eren,

Ne yazik ki dalga enerjisi konusunda ben de cok az sey biliyorum, ama yakinda daha fazla sey ogrenebilirim, o zaman da baska bir yazi yazarim belki.