2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

27 Kasım 2009 Cuma

Nice etyemezin faili: kurban bayramı

Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı gözlerinizin önünde, elleri ayakları bağlı, biçare bir haldeyken kesseler, hiçbir şey yapamasanız, üstüne üstlük oluk oluk akan kanından alnınıza sürmek suretiyle sizi de cinayete ortak etseler ne hissederdiniz?
Soldaki resimde gördüğünüz, bendeniz efendim. Tarih 5 Ağustos 1987, yaş 3, yer Ankara. Belki de bu fotoğrafın yardımıyla, kurban bayramına dair hatırladığım en eski anı; o koyunun burnunu silişim. Burnunu silmekte olduğum koyun, dakikalar sonra eli bıçaklı bir cani adamın anlamadığım garip şeyler söyleyerken bir yandan gözü ve ayakları bağlı hayvancağızın gırtlağına bıçağı sürtüp durduğu sahnede maktûl rolünde. Debeleniyor, debeleniyor, ardından dedem parmağını o kana bulayıp alnıma basıyor. O zaman ben bunu nasıl hafif atlatmışım, nasıl çıldırmamışım, sonradan düşündükçe aklım almıyor! 12-13 yaşımdan falan itibaren bakamamaya başladım hayvan kesimlerine. O zamana kadar nedense rahatlıkla seyrederdim. O yaşlardan sonra biraz daha aklım başına geldiği için diye tahmin ediyorum. Bu fotoğrafı gördükçe de bu kareyle birlikte debelenen hayvan hâlâ gözümün önüne geliyor ve içim bir tuhaf oluyor.
Şimdi işin yok ibadetti, yok kutsaldı, oralarına hiç giremeyeceğim. Zira şu dünyada ne kadar kutsal varsa hepsinin ucunda ya ölmek var ya öldürmek. Başlarım öyle kutsala lan!?
Tanıdığım bir kısım etyemez insanın sebebi kurban bayramı. Tanıdıklarımın ötesinde, 2005-2008 yılları arasında Serdar Değirmencioğlu ve Can Gezgör tarafından yapılan bir araştırmada toplanan verilere göre de bu liste aslında oldukça kalabalık. Ben şanslı olanlardanım.
Araştırma, çok umursanmayan, ama 50 yaşına gelmiş olsa dahi, travmanın etkisini hâlâ yaşayan insanlara bakıldığında önemi daha rahat görülebilen bir çalışma. Kurban bayramında çocuklar(l)a nasıl davranılması gerektiğine dair bir yazıya şuradan ve bu araştırmaya dair Bianet'te yer almış olan haberlere buradan ulaşabilirsiniz.
Bu fotoğrafta da yine beni, bacaklarım henüz bir koyunun bacaklarının kalınlığındayken görüyorsunuz. Aynı bayram, aynı yer, bütün maktûllerle birlikte
Araştırma kapsamında toplanan deneyimlerden birinin bir kısmına yer verelim;
"...Sabah bir telaş bir telaş evde. Leğenler, tencereler... Ben koyun kesilirken bakmadım. Yaklaşık 5 dk sonra bakmak için gittiğimde, koyunun bacağını oynattığını gördüm. Ölmeden derisini yüzmeye başladılar diye çok ağladım. O hareketi istemsiz olarak yaptığına hic inanmamıştım o zamanlar. Derisi yüzülürken, iç organları çıkarılırken yükselen o tuhaf koku ve çıkan dumanlar... Bu manzara yıllarca gözlerimin önünden gitmedi. Annem depolamak için etlerin bir kısmını haşladı, bir kısmını kavurdu veya fırınladı. Evin her yeri et kokmuştu. Ne kadar zorladılarsa da o etten yemedim. 40 yaşındayım ve hala et sevmem. Koyun eti almam ve evde haşlama et asla pişirmem. Kurban Bayramı deyince aklıma bayram sevincinden çok, burnuma pişen o ağır et kokusu gelir..."
Diğer deneyimlere bu adresten ulaşmanız mümkün. İçinizin kaldıracağını düşünüyorsanız, konunun aslında ne kadar ciddi olduğunu anlamak için bir göz atmanızı öneririm. Bu deneyimlerin yanında, okumaya değer bulduğum, bir başka psikoloğun kendine dair anlattığı bir anısı da şurada: Gıdık.
Özetle, araştırmanın gösterdiği oldukça önemli şeyler var. Hiçbiri de zaten hiçbirimizin bihaber olduğu şeyler değil. Biraz malumun ilamı. Çok açık bir şekilde çocukların kurban kesiminden uzak tutulmasının neden gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Eğer ki buna rağmen ikna olmuyor, "ağaç yaşken eğilir, çocukların küçük yaşta dinimizin gereklerini öğrenmesi gerekir." diyorsanız, ya aptalsınız, ya gözünüzü din bürümüş, aptal saptal gelenekler bürümüş, ya da çocuğunuzu/çocukları/insanları sevmiyorsunuz. O zaman da size bir kutu insanol yazıyorum. Sabah akşam günde 3 kere alın (kafa karıştı di mi?):
"Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Dairesi tarafından 2005’de yayımlanan Kurban Hizmetleri Bilgilendirme Kılavuzu ya da kısa adıyla Kurban Rehberi’nde de “Kurban kesim yerlerinde çocukların bulunmaması” (s. 14) tavsiye edilmektedir. Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinde Aralık 2007’de yayımladığı ek bir duyuru ile 12 yaşından küçük çocukların kurban kesiminin yapıldığı yerlerde bulunmamasına özen gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır."
Burada yaş 12 diyor diye, oğlan 18'i doldurunca çiftleştirmeye koştururcasına 12'yi doldurunca kurbana götürmeyin. Siz çocuğunuza 50 yaşına kadar göstermeyin hele, sonrasını o halleder.
Pek otobiyografik bu yazıya son verirken babam gelir, "iyi geceler kuzum" der. "Senin kuzuluğun mu kalmış, dana oldun artık! ekiki..." diyenin ağzını kırırım!
Görüp göreceğiniz, canlı canlı tanık olacağınız en çirkin işkembe Komünal İşkembe olsun a dostlar ("En kötü gününüz böyle olsun!"un bir hakaret değil, çok hayırlı bir temenni olduğuu algıladığımda yaş kemale ermişti bu arada.)! İşkembe'den selamlar, kansız revansız, keyifli bayramlar! ------ - Araştırmaya ilişkin Feysbuk grubu - Araştırma ekibine ulaşmak ve daha fazla bilgi edinmek için tıklayın

24 yorum:

caglar dedi ki...

Kurban kesilirken cocuklari goturun baska yere diyorsun iyi hos ama eger bu kulturu devam ettirmek istiyorsak sonucta daha cocukken insanlari bunlarla tanistirmak lazim. Lazim ki buyuduklerinde onlar da kurban kessinler. Arada bunlara katlanamayip dehsete dusen, travma yasayan ve vejeteryan olanlar da olabilir tabii, ama ossun. Kalan saglar bizimdir!

Ben travma yasadigimi hatirlamiyorum aslinda kurban sirasinda ama oyle yakin arkadasim olan bi koc olmadi hic. Eminim farkli olurdu oyle olsa. En iyisi bunlari ustu kapali yapmak, etleri kasaptan almak :)

Selcuk dedi ki...

Yani aslinda... Bira kallasen!

Selcuk dedi ki...

Bir de ikinci resimdeki koyunun uzerindeki isaret nazi isaretine benziyor. Olaydaki vahsetin onemini gosteren ilahi bir isaret olsa gerek!!!

Konunun uzmani degilim ama cok agir bir yazi olmus sanki. Yine de seni hala seviyoruz :)

Everfever dedi ki...

"50 yaşına kadar çocukları kurban kesim yerlerinden uzak tutun" demek bu ibadetin yavaş yavaş hiç yapılmamasını savunmaktır. Ve bu noktada benim ve kurban bayramını kutlayan birçok insanın dini haklarını çiğnemiş olursun. Ben seni zorla kurban kesim yerine götüremem, sen de benden böyle bir şey bekleyemezsin. Sevmeyebilirsin, hoşuna gitmeyebilir, ama kusura bakma kurban kesene de izleyene de ağzını açıp tek kelime edemezsin.

Hristiyan bir topluluk içinde yaşamadığımız için sık görmüyoruz, çarmıha gerili İsa heykelini bir düşünün. Sağ göğsünün altından yaralanmış, çarmıha gerilmiş bir insan figürü. Ve her pazar birçok çocuk kiliseye gittiklerinde papaz efendi onlara "Hz. İsa sizin günahlarınız yüzünden böyle acılar içinde öldü" diyor. Papazı susturma hakkım, dinine karışma hakkım olmadığı gibi senin de benim veya başka birinin dinine karışma hakkın yok sokaktaki adam.
Sevgilerle.

caglar dedi ki...

Oyle dahset vehset gormemek icin su Mezopotamya'dan cikma dinlerden uzak durmak ve gidip Budist olmak lazim. Gecende bi Budist tapinagina gitme firsatim oldu. Mekandaki hemen heykelin suratinda bi gulumseme vardi! Hatta kikirdayan bebek Buda'lar bile vardi yerlerde gezen. Superdi hakketten!

sokaktaki adam dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sokaktaki adam dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sokaktaki adam dedi ki...

mesajı bölmeye çalışırken paragraflar birbirine girdiği için silip, paragrafları düzenleyip, aynen tekrar gönderiyorum. özür dilerim.
---------------------------

öncelikle yanıt veren herkese teşekkür ediyorum fikirleri için.. sonralıkla da yanıtlara geleyim;


@caglar

çocuklar için sakıncalı olduğu görülen, gösterilen bu geleneği neden sürdürmek zorunda olalım? bir çocuğun, bir hayvanın kan revan içindeki görüntülerine maruz bırakılması, en basitinden çocuk istismarıdır. ailemde, çevremde çoğunluğun müslüman olmasına rağmen hiçbirimiz kurban kesmedik, bu nedenle hiçbir şey de kaybettiğimizi düşünmüyorum şahsen? hadi ben müslüman değilim, müslüman olanların da kaybettiğini düşünmüyorum. zira işinin ehli insanlar var, kasaplık diye bir meslek var. aktif olarak, bire bir eline bıçağı alıp kesmekten bahsediyorsan, böyle yani. yok eğer fiili değil öteki anlamda kesmekten bahsediyorsak, o zaman da yine insanların çocukken bu görüntülere maruz kalmasına gerek yok.

dinin buysa, buna inanıyorsan, pek ala kurban kesebilirsin de, dağıtabilirsin de, yiyebilirsin de, çocuğuna da anlatabilirsin bu ibadeti. 5 yaşındayken bunun tam olarak kafasında oturmasını bekliyorsan bu biraz hayalperestlik olur. ayrıca çocuğuna o fışkıran kanları "göstermeni" gerektiren hiçbir şey yok? hatta, "göstermemen"i öneren bir araştırma var burada mesela? ibadetini "medeni" bir şekilde yaptıktan ve başkalarına zarar vermedikten sonra hiçbir itirazım yok, olamaz da zaten. sevmem, hoşlanmam, orası benim bileceğim iş, kimsenin de ona diyecek bir şeyi olamaz aynı şekilde.

bu arada semavi olmayan dinlerin uygulamalarını bilmiyorum ama ben pastafaryanizmden yanayım.


@selçuk

yazının o kadar sert olduğunu düşünmemiştim ama gelen tepkilere bakılırsa sanıyorum çok da haksız değilsin. kalp kalbe karşı, biz de seni seviyoruz (neden böyle çoğul bi' hal aldı bu sevgi, bilmiyorum. işkembe olarak seni seviyoruz desem yalan olmaz gerçi. evet.).

o koyunun üstündeki de gamalı haç değil, lütfen; o koyun, 6 sırt numaralı "rüzgarın oğlu". sonradan rüzgarın kavurması oldu. yedik.


arkası yarın --->

sokaktaki adam dedi ki...

<--- öncesi dün

@everfever

abi o 50 yaş cümlesini ciddiye alacağını düşüneceğim en son insan idin, şaşırdım. şahsen 50-60 yaşında bir babanın, çoluk çocuk sahibi, 30-35 yaşındaki çocuğuna engel olabileceğini, dahası olmaya çalışacağını sanmıyorum zira. düşüncelerine hiçbir itirazım yok, "senden beklemezdim" falan demiyorum, yanlış anlaşılmasın. sadece o cümlede gerçekten ciddi değilim, madem gerekli, vurgulayayım yeri gelmişken. ha, biraz daha senin benim gibi düşünmeye başladığı 12 yaş civarına kadar, hatta bence 18-20 yaşına kadar görmesin, mümkünse hiç görmesin insanlar? o ana tanık olmak ibadetin bir gereği mi? yetişkinler için ibadetin gereğiyse, 5 yaşındaki çocuk için bu gerekli mi (bunları gerçekten bilmediğim için soruyorum)?

çağlar'a dediğim üzere, ibadetin yapılmasına diyeceğim hiçbir şey yok. öyle "ıyy.. pis caniler! yıvraanç!" da demiyorum. sadece bu ibadet, eğer başkalarına zarar veriyorsa, bunun insan gibi yapılması gerekli diyorum. o koyduğum fotoğraflar an'anemin 12 katlı 5 apartmandan oluşan sitesinin bahçesinden. ve orada kesildi o hayvanlar. artık bu bahçelerde kesim yasak, kesim yerlerinde görüyorlar insanlar ibadetlerini. bu bence, 20 sene öncesine göre oldukça iyi bir gelişme. bundan kimse herhangi bir zarar görmüş mü, insanların ibadete olan inancı azalmış mı, ortalıkta değil de belli yerlerde kontrol altında kesilen hayvanlar ibadete zarar vermiş mi, düşünmek gerek.

islamiyet çok kötü, yaşasın hristiyanlık gibi bir şey de önermedim? bahsettiğin durum da bence doğru değil? bu, başka herhangi bir inancı daha "iyi" olarak görmemizi mi sağlamalı? biri ötekinin bir benzeri sadece. çocuklara zarar verenin sadece bir din olmadığını gösterdiğin için teşekkür ederim şahsen.

dinin, eğer ki seninle tanrın arandaysa, arada bana zarar vermiyorsa, istediğin dine inan, istediğin ibadeti yap. ama bu başkalarına zarar veriyorsa, bu zarar da üzerinde çalışılarak ortaya konuyorsa, o zaman ben de başkalarına müdahale ettiği ölçüde senin dinine de karışabilirim, başkasının dinine de. ben jimi hendrix'e tapıyorsam, evimde müzik dinlerken kimse karışabilir mi? kendisine rahatsızlık verene dek, hayır. ha, "tanrılar nota istiyor!" diye apartmanı inletiyorsam, o zaman iş değişir.

----- yanıtların ardından genel olarak da biraz ekleme yapayım. çocukların olayı bambaşka algılamaları nedeniyle, kurban kesimine tanık olmamasının sağlanması makul bir istek değil mi? burada mesele çocuk özelinde ele alınıyor. belli bir yaşa kadar bambaşka bir dünyaları var, olayları senin benim gibi algılamıyorlar. dolayısıyla dikkat edilmediğine, zarar görmeleri de çok kolay. yoksa gidin hepiniz doya doya izleyin kesim yerlerinde, bana ne? hatta mezbahalara tribün konsun, umrumda olmaz. şahsen yanıt yazanların ikisini tanıyorum, sonuçta ikisine de ben "gitme! seyretme!" diyemem. ha derim, onlar da bana "sana ne lan? bu benim ibadetim?" der. susar otururum. benim o görüntülerden hoşlanmadığımı, dayanamadığımı falan söylerim, o da fikrini söyler, sonra gider seyreder, kurbanını keser, gelir. oturur birlikte yer içeriz. hatta akşama da isteyen olursa hep piiz hep piiz! mesele yok.

Everfever dedi ki...

Yavrum elbetteki o 50 yaş olayını ciddiye almadım. Senin verdiğin rakam o olduğu için onu kullandım. Benim yaş konusundaki prensibim 18 yaşından önce ebeveyn gözetiminde, sonrasında da kafasına göre şeklinde özetlenebilir. Falan filan...

Sorularını bildiğim kadarıyla yanıtlayayım: O ana tanık olmak ibadetin gereği mi? Hayır gerekli değil. Ancak tanık olması tercih edilir. Daha da tercih edileni, eğer elinden gelirse kurbanı kesme işlemini de yapması. Ama dediğim gibi görmesi veya kesmesi gerekli değil.

İslamiyetin kötü olduğunu, buna kıyasla Hristiyanlığın iyi olduğunu savunduğunu söylemedim zaten. Sadece bir örnek vermek istedim. Ayrıca çocukları koruyalım da koruyalım, nereye kadar? Çocukları hayattan koruyabilecek misin? Çocuğun başına gelebilecek her türlü travmatik olaydan onu izole edebilecek misin? ve bu ne kadar iyi bir şey?

Ben her kurban bayramının bahane edilip inandığım dine şu veya bu şekilde saldırılmasından bıktığım için belki de yazına olması gerektiğinden fazla bir tepki veriyorum. Bunu da kabul edebilirim. Ama bir kurban bayramında da inanmadığınız bir dinin uygulamalarını eleştirmeyin. Boş verin gitsin. İsteyen yapsın, istemeyen yapmasın. Neyse yemeğe yetişmem lazım. Öperim.

Selcuk dedi ki...

Yazinin ana konusu bu ibadete cocuklarin tanik olmamasini savunmak sanirim ama yazidan aldigim asagidaki iki cumle ve benzerleri isi biraz degistiriyor. Farkinda olarak veya olmayarak dinin kendisine de ciddi saldirida bulunmussun kanaatimce. O yuzden agir olmus dedim. O kadar ki gaza gelip kurban kesenleri keseceksin diye korktum :)

"...dakikalar sonra eli bıçaklı bir cani adamın anlamadığım garip şeyler söyleyerken bir yandan gözü ve ayakları bağlı hayvancağızın gırtlağına..."

"Zira şu dünyada ne kadar kutsal varsa hepsinin ucunda ya ölmek var ya öldürmek. Başlarım öyle kutsala lan!?"

sokaktaki adam dedi ki...

@everfever

saol abi açıklamalar için! ama benim o ironik olarak verdiğim 50 yaş örneğini ciddi cevapladığından ötürü ben gerçekten "haklarını çiğniyormuşum" gibi görünüyor. tercihlerle ilgili de; bu "tercihler" dinin tercihleri mi yoksa daha geleneksel gerekler falan mı? yine meraktan.

senin sorduğunun aynısını benzer şekilde ben de sana sorabilirim; "çocukları korumayalım, korumayalım, nereye kadar?". çocuğunu kucağına alıp sigaranı da tüttürebilirsin, gidip kurban da seyrettirebilirsin, hiç fikri olmadığı bir eyleme götürüp kullanabilirsin de, karşılıklı oturup içebilirsin de. ee?

asla aşırı korumacı bir tavrım yok, çocukları hayattan korumaya veya her türlü travmatik olaydan izole etmeye çalışmıyorum zaten, çarpıtmayalım. ebeveyn, akraba kaybı travmatiktir; ebeveynin boşanması travmatiktir; trafik kazası travmatiktir. "ebeveynler boşanmasın, boşanacaksa evlenmesin!" demiyorum. bunlar travmatik olduğu kadar da doğal olaylardır. engel olmak mümkün değildir. mecbur kaldığında çocuk bunları yaşayacaktır. bunlardan "koruman" mümkün değilse "zararlarından" koruman ve de en iyi şekilde atlatmasını sağlaman mümkündür ve buna çabalaman gerekir. çocuğuna değer veriyorsan, sağlıklı gelişimini önemsiyorsan tabii ki.

öte yandan, çocuklar çok kolay sevebilir, bağ kurabilir. travmatik/fobik bir olay yaşamamış olmasına rağmen hayvanları sevmeyen, gördüğü zaman ilgi göstermeyen bir çocuk gördün mü? pek sanmıyorum. evcil hayvanın kaybı da çocuk için travmatik olabilir. ama bir çocuğun, sevdiği, kısa süreli de olsa bağ kurduğu bir hayvanın gözleri önünde -veya görmeksizin- birisi tarafından öldürülmesi, onun parçalanması, kesilip yenilmesi vs. ayrı bir yaşantıdır, doğal süreç içerisinde o hayvanın kendiliğinden ölmesi apayrı bir şeydir.

özetle, ilk kısımda bahsettiğim doğal travmatik olayların yaşanması zaten adı üstünde, doğaldır. korumaya çalışsan da beceremezsin. ama ikinci kısımdan korumak senin elindedir, bunları yaşamaları, tanık olmaları hiçbir şekilde "gerekmez" ve koruman, çocuğun sağlıklı gelişimi için önemlidir.

hâlâ anlaşamadık sanırım. dininin uygulamasını eleştirmiyorum abi. bana ne uygulamadan? o uygulamanın doğru düzgün yapılmamasını, o dini seçmemiş olan insanlara (ki çocuklar da dahil buna) zarar vermesini eleştiriyorum. buna da hakkım olduğunu düşünüyorum.

sokaktaki adam dedi ki...

@selçuk

biraz coşmuş olabilirim ben de, evet =) ama en azından bu ikisini açıklayabilirim;

ilki, bir çocuğun bakış açısı. evet, yazıyı ben yazmış olabilirim ama o yaştaki (3) bir çocuğa "din/inanç/ibadet" sözü geçiremezsin pek. senden benden çok farklı görür her şeyi. bir alıntı mesela:

"Oğlum henüz 2 yaşındaydı, bir kurban bayramının ilk günü ziyarete gittiğimiz akrabanın evinin bahçesinde kurban kesilecekti. Biz içeride odada oturuyorduk ve oğlumun görmesini hiç istemediğim için yanımda tutuyordum. Ancak onun aklı eve girerken canlı gördüğü koyundaydı; dışarı çıkıp bakabilmek için olmadık numaralarını sergiliyordu. Babasına bıraktığım ve benim meşgul olduğum bir anda nasılsa kapıya çıkmış, "katil" diye bağırıyordu. Tam kesme anına rast gelmişti. Erken konuşan ve yaşına göre kelime hazinesi geniş bir çocuktu ama "Katil" kelimesini bilmesi ve yerinde kullanması hepimizi şaşırtmıştı. Uzun süre bir yandan katil diye bağırıp, bir yandan ağladı. Hemen oradan kalkıp eve gelmek için yola çıktık ama yol boyunca da yerlerde kan izleri, kesik koyun ayakları görerek ağlamasını ve her defasında "katil, katil" demeyi sürdürdü. Uzun süre uykusundan irkilerek ve ağlayarak uyandı. Şu anda 18 yaşında ve geçmişe ait hatırladığı en eski, ilk ve detaylarıyla canlı kalan anı bu. Kurban bayramlarından, kurban kesiminde hala nefret ediyor."

ikinci söylediğim de sırf bu konuyla ilgili değil, ama öyle düşünüyorum, evet. "bayrak" kutsal görülüyor ve uğrunda insanlar öldürülüyor mu? evet. "din" -semavi olmak zorunda değil- kutsal görülüyor ve uğrunda insanlar öldürülüyor, adaklar -bazen insan- kesiliyor mu? evet. "namus" kutsal görülüyor ve uğruna insanlar birbirini vuruyor mu? evet. kutsal kavramını sevmiyor, "böyle aşkın ızdırabını..." diyorum özetle.

ersen dedi ki...

Cocuklari bu olaydan tamamen izole etmek yerine, alistira alistira yedigi etin nasil masaya geldigini ogretmek bence daha onemli. Bahsettigimiz travmayi yasayan cocuklarin cogu buyuk ihtimalle et yiyen cocuklardir. Ama yedikleri et icin bir hayvanin kesilmesi gerektiginin farkinda degiller. Farkinda olmamalari da dogal, cunku eti sadece paketlenmis halde marketlerde gormusler.

Sonucta insanlarin et yemesi oldukca dogal bisey. Bu kadar dogal bi olayi yillarda cocuklardan saklayip, buyuduklerinde bir anda gostermek bence alistira alistira anlatmak/gostermekten daha kotu bi secenek. En azindan boylece insanlar bir tavugun gunde bir duzine yumurtladigini, ya da bi pakette alti but oldugu icin tavuklarin alti bacakli olduklarini dusunmezler. Yedikleri yemege de daha fazla deger verirler. Su linkteki This American Life programinin ilk iki dakikasindaki cocugun soyledikleri yukaridaki 2 yasindaki cocuk orneginin tam tersi:
http://www.thisamericanlife.org/Radio_Episode.aspx?sched=1218

Everfever dedi ki...

Tam emin değilim ama muhtemelen gelenekseldir.

Ya o bu değil sen küçükken feci sevimliymişsin lan :)

anna dedi ki...

Şöyle de düşünebiliriz: çocuklara et yedirmek için yalan söylemek, gerçeği gizlemek lazımsa ortada çok ciddi bir sorun yok mu?

Asıl istismar o katil diye bağıran çocuğa zorla tekrar et yedirmek olamaz mı?

shelbyl dedi ki...

Parca parca cevap vereyim; gec kalmisim ne yazik ki.

1. "eger bu kulturu devam ettirmek istiyorsak"

Eger bu kultur "cocuklara kurban kesimi gostermek" ise ben bu kulturu devam ettirmek istemiyorum, bu kulturu kendi kulturumun bir parcasi olarak gormek istemiyorum. Eger kulturler degisime aciksa, bagnaz bir "oz kultur" savunmasi yapmiyorsak bu argumani da gereksiz buluyorum.

2. "50 yaşına kadar çocukları kurban kesim yerlerinden uzak tutun" demek bu ibadetin yavaş yavaş hiç yapılmamasını savunmaktır. Ve bu noktada benim ve kurban bayramını kutlayan birçok insanın dini haklarını çiğnemiş olursun."

Cocuklari kurban kesim yerinden uzak tutun demek bir tavsiyedir. Eger bu konuda bir tavsiye ile dini haklarin cignenecekse, senin dini haklarina çüş demek boynumun borcudur. Bilmiyorum ama, dini vecibe illa cocugun o kurbani kesilirken gormesi ile mi yerine geliyor. (Asagida "50 sayisina takilmadim yahu" demissin, o yuzden bu argumani one suruyorum, cunku bu argumanindan sayiyi cikarinca geriye bu kaliyor.)

3. "Sağ göğsünün altından yaralanmış, çarmıha gerilmiş bir insan figürü. Ve her pazar birçok çocuk kiliseye gittiklerinde papaz efendi onlara "Hz. İsa sizin günahlarınız yüzünden böyle acılar içinde öldü" diyor."

Hayali bir ikon ile, bir tasvir ile, canli canli bir hayvanin aci cekerek can vermesini bir tutabilir miyiz cidden? Terazinin iki kolunda ayni agirlikta midir bunlar?

4. "Ama bir kurban bayramında da inanmadığınız bir dinin uygulamalarını eleştirmeyin. Boş verin gitsin. İsteyen yapsın, istemeyen yapmasın."

Yapsin tabii. Eger Kurtlar Vadisi'ni, televizyondaki siddeti elestirirken, RTUK ile yasaklarken bu uygulamayi "dini vecibe" adi altinda "Eh cocuklari da her seyden koruyamayiz." diye hos goreceksek, ben orada dur derim.

Valla illa ki hayvan kesilecekse, verin parasini kasaba kessin, etini de dagitin"ciyim ben. Ama ben kendi cocugumun bu kulture ekspoze olmasini istemiyorum, kesmeyi ogrenmesin yahu cocuk, niye ki?

Isteyen yapsin, ama bana gostermeden yapsin.

5. ersen'in dediklerine katilmakla beraber, ersen'in dediklerinin altinda yatan "cocuklar et yer" varsayimina karsi cikiyorum. Yani et yemeyen cocuklar da olabilir, olsundur. Biz domuz yemedik de olduk mu?

6. Hepinize South Park'in Whale Whores adli bolumunu; ama ozellikle de son 3 dakikasini tavsiye ediyorum.

ahmetkizilay dedi ki...

bence bu yazının en eleştirilesi tarafı, et yenmesi gerekliliği statükosunu destekleyen bir yazı olmasıdır. (Dan diye girerim öyle)
Yazıdaki ve yazının refere ettiği argümanlara bakarsak, sanki küçük yaşta çocukların yenilen etin hazırlanma yöntemlerine maruz kaldığı zaman yaşadıkları psikolojik travmanın, çocuklar büyüyünce onların tüketim kültürlerini nasıl etkileceğini etkilediğinden dolayı çocukların kurban kesim yerlerinden uzak kalması gerektiği savunuluyor. Oysa ki et yemek norm olmak zorunda değildir. İnsanlar et yemeden, hayvanları kendi tüketim kültürlerine köle etmeden gayet sağlıklı bir şekilde yaşayabilirler. Çocukların, hatta yaşı ne olursa olsun insanların, kendi ağız tatları için bu kadar hayvana eziyet ettiklerini görmeleri ve bundan tiksinmeleri bence çok normal, empatik ve insancıldır. Bu nedenle çocuklarımızın 'ruh sağlığını korumak' yerine tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamammız daha önemlidir.

sokaktaki adam dedi ki...

kendi yazdığım yazıdan şunca anlamı kendim çıkaramadım ya, yuh bana! et yenmesini niye destekliyorum lan? benim derdim insanların et yemesi diil ki? neyse, ona birazdan gelicem, şimdi özetler;

@ersen

abi öncelikle verdiğin linkte dinlemem gereken şeyi bulamadım sanırsam.

"tamamen izole edelim" dediğimi düşünmediğini umuyorum, zira en başından beri aynı şeyi söyleyip duruyorum =) demek istediğini çok iyi anladım. çocuğa uygun bir şekilde anlatılması doğru tabii ki, merak ettiği zaman gerekli, evet. en yakınımdaki örnek, 5 yaşındaki yeğenim; eti yiyor gayet, tavuk etini, kırmızı eti de ayırt ediyor pek ala. etle bir sorunu, alıp veremediği yok (şimdi yine yanlış anlaşılmasın, et yememesini sorun olarak görmüyorum). özellikle tavuğu seviyor mesela. yediğinin tavuk eti olduğunu biliyor, çünkü zaten adı "tavuk" sonuçta, "derisini yemiyicem!" diyor. kurbanda hayvanların kesildiğini de biliyor. ama bütün bunlara tanık olması ayrı, bunları bilmesi ayrı. bunu bilmesi için hayvanların kesilişine tanık olmasına hiç gerek yok. ha, bunun yanında, 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğun, tavuğun günde bir düzine yumurtladığını düşünmesinde hiçbir sakınca görmüyorum şahsen? yediği yemeğe daha fazla değer vermesi de apayrı bir şey, hak veriyorum. sanırım biraz farklı şeylerden bahsediyoruz ama. yani söylediklerinde haksız değilsin, ama benim burdaki üstünde durduğum şey söylediklerinden ayrı galiba.

insanların et yemesini çok doğal buluyorum. aynı şekilde yememesini de... ve yenmesiyle tamamlanan doğal bir süreci çocuklardan saklayalım demiyorum. büyüdüklerinde de birden bire göstereceğimiz bir şey yok ki? aynı yerde dönüp duruyo’muş gibi hissettim birden. özetle; çocuk, öğrenme sürecinde bunu merak eder ve öğrenir, öğrenmek için de görmesine hiçbir şekilde gerek yok diye düşünüyorum.

@kemal
sorma abi ya, küçükken öyleymişim de işte.. =)

@ anna
çocuklara et yedirmek için yalan söylemek zorunda değiliz. çocuk et yemek zorunda değil çünkü. evet, dediğin üzere o bahsettiğin tam olarak istismar olur ve araştırmada önerilen bir madde de onu öneriyor:
* Çocuklar hangi yaşta olursa olsunlar, istemiyorlarsa kurban eti yemeye zorlanmamalılar.
http://bianet.org/bianet/cocuk/89990-cocuklari-kurban-kesimini-izlemeye-zorlamayin

arkası yarın --->

sokaktaki adam dedi ki...

<--- öncesi dün

@shelbyl
ay lav yu. ama ersen’e ilişkin varsayımına katılmıyorum. ha, insanlardan yola çıkarak çocukların “genelde” et yediğini ben de varsayıyorum. yemeyen çocuk da olduğunu biliyorum aynı zamanda, o varsayımım bunu bilmeme engel değil.

@ ahmet

abi sen de hak’katen bambaşka bi’ yerden girmişsin. ben pek içinden çıkamayacağım ve vejetaryenlik hakkında fikrim olmadığı için oraya girmedim hiç. lan eşşek sıpası, et yenmesi gerekliliği statükosunu ner’den buldun da çıkardın? bu yazıyı yazmak için ne maret’ten ne de pınar’dan teşvik aldım taam mı! et yemenin norm olmak zorunda olmadığını ben de biliyorum.

Yazıdaki ve yazının refere ettiği argümanlara bakarsak, sanki küçük yaşta çocukların yenilen etin hazırlanma yöntemlerine maruz kaldığı zaman yaşadıkları psikolojik travmanın, çocuklar büyüyünce onların tüketim kültürlerini nasıl etkileceğini etkilediğinden dolayı çocukların kurban kesim yerlerinden uzak kalması gerektiği savunuluyor.

konuya dair çıkan en son çıkan bianet haberine şuradan (http://bianet.org/bianet/hayvan-haklari/118530-cocuklar-kurban-kesiminden-uzak-tutulmali) bir baktım ve dediğini bir türlü oradan çıkaramadım. başka bir yerden çıkardıysan, sen gösteriver lütfen.

bu araştırmada yazar diyor ki; “çocukları kurban kesiminden uzak tutun, zorla izletmeyin, mümkünse hiç izletmeyin.”. allasen benim yazdıklarımın ötesinde araştırmayla ilgili verdiğim linklere bi’ baktın mı? evet, özellikle deneyimlerde çok noktada insanlar “o gün bu gündür et yemedim.” demiş olabilir. ama mesele o değil. mesele o an çocuğun yaşadığı travma, hissettikleri, duydukları rahatsızlık, kısa veya uzun süreli kalıcı etkileri vs. evet, bu etkilerin içinde de kısa süreli veya uzun süreli etten –hatta genelleyerek ‘yemekten’- tiksinme olabilir. normal koşullarda et yiyen bir çocuğun bu şekilde, bu vesileyle etten tiksinmesi de sana göre bir “arınma”, “kurtuluş” olabilir ama bence durum biraz farklı. bence biraz ersen’le ilgili söylediğim geçerli burda; söylediklerinde haklı olabilirsin, ki et yemeye ilişkin düşüncelerine hak veriyorum da, ama bunlar bence araştırmayla veya benim yazdıklarımla ilgili değil.

shelbyl dedi ki...

Bu et yemenin dogal olup olmadigi ile ilgili bambaska bir tartisma baslatir aslinda, onu ileri bir tarihe erteleyelim.

Benim dedigim su: "Cocuklar nasil olsa et yer, o yuzden bu sureci gorsunler" dedigimizde; "bu sureci gorup de et yemenin nasil bir sey oldugunu anlasinlar" anlami da cikabiliyor, "nasil olsa et yiyecekler, alissinlar kucuk yastan" anlami da. Yani sizin ne demek istediginizden bagimsiz; et yemenin hayatin icerisine cok fazla girmis olmasi, bizim argumanlarimizi "et kesiliyor, ama cocuklar gormesin" uzerinden yurutmemize sebep oluyor. Aslinda bu ara yol, yani hic et kesilmesin de diyebiliriz. Ama bu sefer de everfever gelip "dini haklarim var, catir catir keserim arkadas" diyecek.

Everfever dedi ki...

Ben kurban keserim. Et yemem. Kurban kesmek istemeyene de ağzımı açıp tek kelime söylemem.

shelbyl dedi ki...

Ben kurban kesmem. Et yerim. Kurbanin ortalik yerde kesilmesini isteyene de karsi cikarim. Mezbahalar onun icin var.

http://www.neguzelhaber.com/haber/guncel/mezbahalar-halka-acilmali.ngh

Tamay dedi ki...

Üff be abi içim sıkıldı.Hiç kıvırtmadan gerçeği söyleyeyim:İnsan denilen yaratık içinde vahşet arzusu taşır.Bunu iyi gizleyebilenler birilerini yokederek varolma arzularını dinlerin arkasına sığınarak temize çıkarmaya çalışırlar.Artık kimi kandırıyorlarsa?!Bunu saklama gereği duymayanlar katillerdir.Ayrıca askerlik,kasaplık ve cerrahlık da bu vahşi arzunun diğerleri tarafından kutsandığı aslında ancak katil ruhluların mükemmel yaptığı işlerdir.Ha diyeceksin ki sen içindeki vahşiyi nasıl tatmin ediyorsun?Hayat güçlünün güçsüzü her türlü bahaneyle yokettiği bir bok çukuru olmaya devam ettikçe benim içimdeki vahşi tatmin olmayacak.Eğer her kurban bayramında masum hayvanların değil de dünyayı zulümle dolduran katillerin,tecavüzcülerin,tacizcilerin,başkalarının kanlarının ve gözyaşlarının üzerine hayat yaşayan her türlü aşağılık insanın boyunlarının vurulduğu bir din olsaydı zaten kimsenin dinlere ihtiyacı kalmazdı.O dinin peygamberi ben olurdum ve Allah denilen varlığın derdi adalet olsaydı ancak böyle bir dinden razı olurdu.Ama olmuyor değil mi kimse kendi içindeki kötülüğü ve çıkar ilişkisi içinde olduğu kötüleri yoketmeye yanaşmıyor.Hal böyle olunca da kurban edilenler masum,güçsüz,günahsız varlıklar oluyor.