2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

30 Temmuz 2009 Perşembe

Yeni İş Sektörü: İşe/Üniversiteye Alım!

Sanırım herkes farkındadır, son zamanlarda bir para kazanma yöntemi çağrıştırır oldu işe alımlar. Haberlerde de sık sık duyuyoruz, "330 kişi alınacak itfaiyeye 4000 kişi başvurdu", "26 personel alınacak, ilk gün 3000 kişi başvurdu" veya "40 gardiyan alınacak, 1070 işsiz başvurdu" gibi haberleri (daha fazlası için tıklayın). Sanırım iş başvurularından ücret alınmaması gibi bir kanun yok ama yine de alınmıyor? Tam bilemiyorum da ama... Neyse, eğer ki o yönde bir yasa yoksa, kamu kurumlarının yapması çok normal karşılanmayabilir, ama özel sektörde çok farklı şeyler yapılabilir!
Örneğin "10 kişi alacağım ulan işe!" desem, "maaşı dolgundur" deyip üstüne de "adayları da tombala usulü seçeceğim!" diye bir ilan versem, başvuru ücretini de 30 tl yapsam, helalinden bir 3000 kişi başvurmaz mı? Ben de 90000 TL'yi cebe atmaz mıyım? Sonra da asgari ücretten bu 10 kişiyi çalıştırsam, "E maaş dolgun işte, her gün ekmek doyurmuyo' mu?" deyip hem böylece işçilerin 1 yıllık maaşını çoktan çıkarmış, hatta üstüne kâr etmiş, bir başka deyişle kendi girişimciliğimle "karşılıksız bireysel kalkınma kredisi" yaratmış hem de işçilerin 1'er yıllık emeğini bedavaya getirmiş olmaz mıyım? Yılın işinsanı olmaz mıyım üstüne? Ya da daha iyi bir fikrim var (an itibariyle beyin fırtınası yapıyorum, biraz fikirler uçuşuyor, kusuruma bakmayın), diyelim ki 3000 kişi başvurmadı ve 2000 kişi başvurdu ve bizim kredi 60000 TL'de kaldı. O zaman da ben tek tek desem bu 10 garibana, "Bak hemşerim, seni işe almayayım, sen de al şu 3000 TL'yi, git bakkala çakkala borcunu öde, bu esnada da bir iş bul kendine, çalış, olma mı?". Hepsi kabul ederse (ki bütün süreç 1 hafta sürse) ayda 12000 TL kazandığı bir işte 1 hafta çalışmış gibi olacak her biri, toplam 30000 TL'yi alıp gidecekler ve bana da kalacak haramından bir 30000 TL! Nasıl ama? Kısa haftanın kârı! 3 ayda bir eleman alsam, 2 sene sonra başvuru ücretlerini yarıya düşürebilirim. Hadi yine iyisiniz... Kamu ve özel sektör şirketleri için bu duruma engel bir yasa mı var? Öyleyse çözümü de var: Üniversite Kurarım!
Tüm bunları oturup ben düşünmedim, bir yerlerde düşünülmüşü var. Hayır, bahsettiğim Kenan Şeranoğlu değil, beterin beteri var. Mevzubahis hırsız, burada adını açık açık anmak istemediğim H.Ü. (hayır, 77 yaşındaki değil, 42 yaşında, akademik ve kurumsal olan. Çok merak eden ve de anlamamış olanlar için cevabı yakın zamanda yazdığım şu yazıda gizli). Kişisel deneyimlerimden ve arkadaşlarımdan öğrendiklerimden yola çıkarak mevzubahis kurumun, Türkiye'deki en işportacı üniversitelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kayıt dışı enteresan bir para akışının (şenliklerde kafasına karton şapka veya bileğine lastik bileklik geçirilenden makbuz falan olmadan para alınması, şenliklerde sponsorların bir kısmının yetkililere sponsor olmasının) yanında bir de resmi olarak, gözlere soka soka çarptığı bir miktar para vardır bu kurumun. Örneğin manasız bir "kırtasiye bağışı" tarzı bir şey alırlardı ben giderken ve bu "bağışı" yatırmadığınız takdirde ders kaydınızı yapamazdınız. Hâlâ vardır sanıyorum. Transkripti ve öğrenci belgesi kıymetli evrak statüsünde sayılabilecek başka devlet üniversiteleri elbette vardır ancak yanlışı başka devlet üniversitelerinin de uyguluyor olması onu doğrultmuyor tabii ki...
~Based on a Sad But True Story~
Yukarıdaki düşünceyi aklıma getiren, yaklaşık son 1 ay içinde yaptıkları yüksek lisans başvuruları ve mülakatlarıydı. Yüksek lisans başvurusu için yatırmak gereken miktar 75 (Yetmiş beş) TL idi! El insaf! Hayırdır? Mülakatlarda Johnnie Walker Blue Label mı ikram ediyorsunuz? Ya da çoktan içtiniz de, kafa güzel! Yazıktır günahtır yahu! Ankara Üniversitesi de şu sıra yüksek lisans için başvuruları kabul ediyor ve ücretsiz alıyor başvuruları! Siz her biri alanında 50 yıllık deneyim sahibi hiper uzman üst düzey akademisyen çalıştırıyorsunuz da Ankara Üniversitesi'nde asker mi çalıştırılıyor ücretsiz köle olarak?
Mesele sırf bununla da kalmıyor; 75 TL'yi bayılıp bir şekilde başvurabilen insanlar, sayılarına bakılmaksızın, aynı gün topluca mülakata alınabiliyor. Örnek vermek gerekirse, psikoloji bölümünde "klinik psikoloji" alanına başvuran arkadaşları ele alalım. Bölüme 4 (dört) kişi alınacak. Kaç kişi çağrılıyor mülakata? 81! (Bu ilk olarak öğrendiğim ama en son "70 küsura indirmişler" deniyordu, hangisi doğru emin değilim) Alınacak kişi sayısının 20 katı! Peki bu insanlar nasıl alınıyor içeri mülakata, nasıl bir sırayla? (KPDS+Lisans not ortalaması+ALES)/3. Bu ortalaması en yüksek olan ilk giriyor. Geriye doğru gidildikçe alınma olasılığı da, moral de düşüyor haliyle. E zaten 4 kişi alınacak bölümün en az 1 kişisi hocaların kafasında mevcuttur, kendi öğrencilerinden çok tuttukları biri mutlaka vardır (ki kazananlardan, mülakat öncesi 1'e 1.20 veren 2 kişi vardı). Kaldı 3. Ee?
H.Ü.'nün (42) vücuda gelmiş hali. Gözlerdeki sansür değil, orijinali öyle.
Peki, olmaz ya, hadi diyelim ki her şey tamam. 80 kişiden zorunlu olarak yüklü miktarda para toplanıyor. Tamam. Sonra 4 kişi alınacak yere aynı gün 80 kişi toplanıyor. O da tamam (Benim burada şu 'tamam'ları yazarken bile içim sızlıyor, siz nasıl yapıyorsunuz, hâlâ da anlamıyorum!). Peki bu mülakata alınan 80 kişiyle ne konuşuluyor? Bu mülakat ne derece işlevsel oluyor? Birkaç örnek vereyim: Bir öğrenciye "ne güzel" olduğu söylenir ve aralarında hangi öğrencilerine benzettikleri tartışılır; bir başka öğrenciye nereli olduğu sorulur, onun üzerinden biraz konuşulur. İki örnek yeterli sanırım durumun vehametini anlatması açısından. Madem konuşacaklarınız bunlardı, belgeleri alıp, mülakatı sırf insanlara işkence olsun diye yapacaktınız, niye yaptınız o zaman? Karşınızdaki öğrencinin Burdurlu olduğunu öğrenip, çok güzel teke zortlatması oynadığını öğrenip ne kazandınız?
Mülakatlarda harika teke zortlatan yüksek lisans adayları
75 TL hakikaten az bir para değil. Yüksek lisansa başvuran insanların, şansını yükseltmek için 1'den fazla yere başvurduğunu, özellikle her okulda bulunmayan bölümler için bunların farklı şehirlerde olabildiğini de bir düşünelim. Başvurmak istediği 3 üniversite, kendisinin yaşıyor olmadığı 2 şehirde olsun. 2 şehir için farklı zamanlarda ulaşım zaten bir mesele, bir de üstüne her biri için 75'er TL veriyor olsun. Etti sana asgari ücret. Başvurudan neden ücret alınır bu arada? Ek bir maliyeti olduğu için mi? Evrakları alan memur, maaşlı, her gün gelen memur, ek bir şey yok. Mülakata alan hocalar bölümün kadrolu elemanları, ek bir masraf yok. Mülakatlar sırasında hocalara hostluk/hosteslik yapan asistanlar bölümün "doktorası bitince atılacak" asistanları, ek bir masraf yok. Fotoğrafı zımbalamak için kullanılan 2 adet zımba teli, kimlik fotokopisini çektirmemiş olanlar için 2 sayfa (önlü-arkalı) fotokopi masrafı. Peki bizim 75 TL n'oldu? Üniversiteye tuğla oldu! O ücret alınmasa ne olur? Çok mu fazla insan başvurur? Hiç olmayacak insanlar mı başvurur? O zaman da hem genel olarak başvuruyu sınırlarsın, "hiç olmayacak" bölüm mezunlarını falan dışarıda tutarsın -ki bence gerek yok-, ve/veya madem ki not ortalamasının, ALES'in ve KPDS'nin bir ortalamasının çok etkili bir eleme yöntemi olduğu düşünülüyor, bunlara ilişkin zaten var olan sınırlar yükseltilir, belli bir sınırın altı başvuramaz. Böylece parası olmayanın değil, İngilizce'den, ALES'ten, not ortalamasından ya da hepsinden yana zayıf olanların başvurma şansı ortadan kalkar. Bunun da başka bazı sakıncaları olabilir, ama birilerini söğüşleyip başka birilerini/bir yerleri zengin etmek gibi art niyetli değildir en azından.
H.Ü.'nün (42), soygunun ardından medyada yer alan fotoğrafı
Çok özetle bu yapılan ne etiktir, ne mantıklıdır, ne de doğrudur İşportacı, kapitalist mantığın fakirden alıp kendine vermesidir, eğitimin elitleştirilmesidir. Sırf bir bölümün bir anabilim dalından 81x75=6075 TL! Ekstra hiçbir masraf yok ya (yukarıda hesapladık, kâr da dahil yaklaşık 15 Kuruş), hadi yine de 1075 TL çıkar masraf diye, 5000 TL cepte... Mis! Daha n'olsun!? Tekrar dikkat çekelim, kendi deyimleriyle "13 Fakülte, 13 Enstitü, 35 Araştırma ve Uygulama Merkezi, 1 Konservatuvar, 3 Yüksekokul, 6 Meslek Yüksekokulu" barındıran bir üniversitenin yalnızca bir enstitüsünün yalnızca bir bilim dalına bağlı bir anabilim dalı için bu söylediğimiz miktar. Çözüm? Sorun tam olarak nerede, bilmiyorum. Genel olarak üniversitede, bir kere o tamam. Bu ücreti belirleyen üniversitenin üst yönetimi olsa gerek. Daha özgül olarak sosyal bilimler enstitüsü de sanırım belli ölçüde sorumludur bundan? Son olarak da mülakat konusunda da, mülakatı yapan bölüm ve hocaları... Çözümü de onların hepsi benden iyi biliyor ya, yine de söyleyelim. Yüksek lisans başvurularında olağan koşullarda herhangi bir ücret talep edilmesi soygunculuktur, üniversitenin g.tünün keyfinin öğrenciye ödetilmesidir. Diyelim ki her şey öğrenciler için, bu para öğrencilerin iyiliği için alınıyor, e o başvuran insanların günahı ne? Sizi beslemek için mi başvuruyorlar? Bu gereksiz ücret alınmayabilir rahatlıkla. Diyorsanız ki "Yok, illa biz alacağız!", o zaman alırsın 3-5 TL sembolik bir şey. Bence ona da gerek yok. Veya ek herhangi bir masraf oluyorsa ona göre bir şey yaparsınız (ki bütçenizin kaldırmadığı bir şeyi, elzem olmadığı sürece yapmanıza gerek yok zaten). Hadi en en en kötü, alırsın parayı, başvuruların ardından tercihen kısmen, en kötü tamamen iade edersin. Kazananlara etmez, har(a)çlarının bir kısmına sayarsın falan. Böylece ilgili bürokratik işlemlerle uğraşmaktan imtina eden, laf olsun diye başvuracak insanlar başvurmamış olur. Bence yine çözüm olmadı bu sonuncusu çok, ama sizin için zorluyoruz koşulları işte, n'apalım... Hem bu sonuncuda parayı repoya yatırmak da mümkün olur? P.S. Diğer üniversitelerdeki durum hakkında fikir sahibi olan varsa not düşebilir mi buraya, bu işin piyasası hakkında biraz daha bilgilenelim?

2 yorum:

shelbyl dedi ki...

Ozel universitelerin, basvuru ucreti olarak para almasini anlarim; zira o para maddi durumu yetersiz ogrencilere yol, su, elektrik, hatta daha ziyade burs olarak geri doner.

Fakat devlet universitesinin, asgari ucretin 4'te birini almasi, bu durumda da ogrencinin 3'un birini almasi pek de adaletli degilmis.

Aslinda mustehak lan size, ne diye master doktora falan yapiyorsunuz? Gidin calisin. Cik cik..

Selcan Özdemirci dedi ki...

tabi ya, ne işin var master la doktoroyla:)üretime katkı yap,çalış çabala:)bu arada kendi bölümümle ilgili olarak duyduğum ve akabinde içimin sızladığı bir durumu da yazmadan geçmemeliyim:herhangi bir ortadoğu ülkesinde araştırma yapmak isteyen master yahut doktora öğrencisi için Amerika kendi vatandaşına aylık 15.000 dolar burs vermekteymiş.Bizde mi?valla benden çıkanlar dışında maddi kazanç gözetmeden araştırmaktayım doğunun ortasını ben:)buda böyle bri anımdı...