2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

24 Mart 2010 Çarşamba

Zulüm-Der

Dün Mazlum-Der bir açıklama yapıp (link) özetle "Eşcinsellik hastalıktır, Selma Kavaf'ı destekliyoruz" dedi birkaç STK ile beraber. Bu açıklama zaten vahim de, ben birkaç cümle alıntılayıp altını okumaya çalışacağım öncelikle.
1. "Müslümanların -İslam barış ve müsamaha dini olmakla beraber her iki normun da sınırları vardır- ve diğer ilahi inanışlara sahip insanların, inanışlarına göre ayıp ve günah olana karşı durmaları çok normal ve sorumlulukları gereği olup bu sorumluluk sadece Müslüman toplumlar için değil tüm insanlık içindir. Bu nedenle ahlaki olmayanın ve günahın hukuki kural olmasına ve meşruiyet kazanmasına asla destek verilemez."
Bu paragraf bence tüm metindeki en tehlikeli olanı. Burada hem toplum normlarının din ile, ve hatta İslam dini ile belirlenmesi önerisi var; hem de bu belirlenen normlar dahilinde gösterilecek hoşgörünün sınırı çiziliyor. İnsan hakları savunusu yaptığı iddiasında olan bir STK'nın, kendine toplumsal yaşam rehberi olarak "Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi"ni değil de İslam dinini alması bence sakıncalı; zira bu "müsamahanın da sınırı vardır" ifadesini, Kur'anda geçen "Yahudilere güvenmeyin" temalı ayetlerle (Bakara suresi 74-77) alıp yoğurur, azınlık karşıtı bir tutum bile benimseyebilirsiniz.
2. "bir an için herkesin bu normal(!) tercihte bulunduğunu varsayalım; o takdirde yeryüzünde hayat mümkün olabilir mi? Hayatı toptan imha etmek ne kadar meşru ise, bu normal(!) tercih de o kadar meşrudur o halde."
Bu savunmayı fazlasıyla gördüğüm için özellikle altını çizme gereği hissediyorum. Birincisi, herkes eşcinsel olsa bile, yapay döllenme yoluyla yeryüzünde hayat mümkün olabilir, evet. (Ha pardon sahi onu daha geçenlerde yasaklamıştık.) Onun haricinde, toplumdaki herkesin "norm içi" yaşamasını öngörmenin en tehlikeli savunusu "Ya herkes bizden farklı olsaydı? Olmazdı işte, demek ki herkes normal olsun." gibi bir yaklaşımdır ki bence bu da çok tehlikeli.
3. "bu sapma/anomali durumunu topluma yaymak için ciddi lobi faaliyetleri yürüten, diğer insanlara da sirayet ettirmek için akla gelmeyen yolları deneyen"
Ve bu da metindeki korku halinin, İslamcı iç mihrak paranoyasının tezahürü. Yani Türkiye'deki eşcinseller gizliden gizliye toplumu eşcinselleştirmeye uğraşıyor, ve hatta bunu yapmak için "akla gelmeyen yolları" deniyorlar. Kelimeler kifayetsiz bu paranoyayı eleştirebilmek için, sadece şöyle diyebilirim: Laikçilerin "türban serbest kalırsa herkes türbanlı olur" paranoyasıyla aynı kulvarda koşuyor bu.
Tam da bu noktada uygun sıçramayı yapayım. Beğenerek takip ettiğim Program Notları blogunda çok ilginç bir video ve yazı post edilmişti bir zaman önce. (link) Orada durumun analizini yapıyor zaten Redingot, ama biz özet geçelim. Türbanlı kızımız bir noktada "yani eşcinseller bence mağdur değil ki, yan onların mağduriyeti bizim mağduriyetimizle kıyaslanamaz" gibi ifadelerle, "mukayeseli mağduriyet" (ki yazının başlığı da bu aynı zamanda) örneği veriyor. Bir hak savunucusunun düşeceği en kötü çelişki bu olsa gerek. Mazlum-Der'in bildirisi de bu doğrultuda çok hatalı zaten. Egemenin herkesi normalleştirmeye çalıştığı bir toplumda, "biz daha normaliz, biz daha önemliyiz" gibi bir çıkış yapmak, egemenin ve de ezilenin "onlar sadece kendi çıkarını düşünüyor" kanaatini edinmesini sağlar, ve ortak noktada buluşulması gereken mücadeleye zarar verir. Klişe de olsa, akıllara meşhur "Naziler önce komünistleri avladılar ama ben ses çıkarmadım..." örneği geliyor.
En nihayetinde, isminde "mazlum" olan bir derneğin, mazlum bir topluluğu küçümsemesini hoş karşılamıyorum, ve hatta kınıyorum. İslam dininin kılavuz olduğu bir "insan hakları" savunusunu da kabul edemiyorum.

9 yorum:

berque dedi ki...

bu derneklerin tamamının kendi meşruluklarını insan hakları üzerinden kurgulamış olmaları ayrıca manidar, çok sinir bozucu

uykudanönce dedi ki...

ben insan aklının geldiği noktada , cinsini ve varlığını(kadın) ikinci bir sınıfa indiren bir referansı (dinler) zihinde meşrulaştırmayı zaten kabullenemiyorum ama hadi bu benim hoşgörüsüzlüğüm deyip geçiyorum. İnsan hakları savunuculuğunu yapmaktan önce birey olarak kendi haklarının savunuculuğunu yapmalı derdim ama bunu da benim ukalalığım olarak addediyorum. Gene de kendine isteyemediğin özgürlüğü başkası için talep et bari de hakkaniyet ve takdire şayan bir davranış olsun. Kim daha çok mağdurda birinciliği kaptırmayacaksın ve bu mağduriyete eli gibi aşık olacaksın. İnsan aklının evrimi bazen garip sonuçlarda doğuruyor işte.

lakerda dedi ki...

Hocam öncelikle laikçi bir insan olarak soruyorum.

"türban serbest kalırsa herkes türbanlı olur" paranoyasıyla eşcinsellerin toplumu eşcinselleştirmesi paranoyası gerçekten aynı kulvar mı?.

Ben ilk paranoyanın gerçek olduğu durumları gördüm,duydum ama eşcinsellerin çoğunluk
olduğu bir ülke toplumu görmedim. Düşünemiyorum. Neresinden tut ben mukayese edemiyorum. Hani yerel ülke koşullarını, dinamiklerini geçtim tüm dünyayı kapsayarak bile mukayese edemiyorum.

Bizim liboşlarda sıkça kullanılan bir laf var islamofobi diye. Avrupa'da, Amerika'da moda, hop bizim ülkeye uyarlıyorlar. Bu bulunduğum yerde gerçekten olan bir şey, her hafta posta kutuma müslüman sayısı artışı ile ilgili dergi gönderen siyasi parti oldukça yüksek oy alıyor. İsviçre'de yaşadığım kanton en az ırkçı olan ve yabancıların rahat ettiği bir yer fakat minare referandumuna en yüksek hayır veren ikinci kanton. Bu da bu fobinin boyutunu gösteriyor. Adamın günlük derdi aslında ülkesine aynı dili konuşan italyan alman gelmesi ekonomik nedenlerle, müslümanla derdi, islam ne çok fikri yok. Ama korkusu had safhada. Diyeceksin ki bizim ülkede laiklik üzerinden siyaset yapan parti de yüksek oy alıyor ama bunun ismi islamofobik olma durumu değil.

İşte ülkedeki bazı korkuları, çekinceleri olan insanlara islamofobik diyorlar. Sanki o insanlar islamı hiç bilmiyormuş, islam yüzyıllardır bu ülkede yaşanmamış gibi. Ve yahut islamı yorumlama şekli farklı olduğu için. Tamamen farklı bir kutup yaratmak için müthiş bir kelime.

Lafı çok uzattım. Bu verdiğin laikçi paranoya örneğini de bu dışarıdan bakış açısına bağlıyorum ben.
Bir tür aşağılama/dalga geçme şeklinde. Hani sanki Avrupa ülkesinde yaşıyoruz, devlet yönetiminde islami bakış açısıyla uygulamalar olmuyormuş, herkes çok hoşgörülüymüş gibi. Ne biliyim ponpon kızların çıkarılmaması, klasik olacak ama oruç tutmayanların öldürüldüğü, belediye tesislerinde içki satışının olmadığı, kişisel olarak tecrübe edindiğim öğrenci sever bir büfeci abi tarafından, aman şort giyme döverler burada (erkeğim) gibi durumlar.
Hani tek derdim şort giymek,içki içmek değil.Tek derdim karımın türban takmaması demem umarım bir gün( bir çeşit paranoya çıktı).

Kişisel olarak inanmayabilirsin fakat bir daha düşünürsen iki paranoya türünün aynı olmadığına kanaat getireceksin.

shelbyl dedi ki...

Burada causality sorunu var:

Turban yasakkenki turbanli sayisiyla, turban yasak olmasaydi turbanli sayisini karsilastirmak lazim ceteris paribus.

Su soruya cevap verelim: Universitede turban serbest birakilsaydi, turbanli sayisi artacak miydi? Madem yasak ise yariyor, neden turbanli sayisi artti? Ya da sayi artmadiysa, bunun sebebi direkt olarak yasak midir? Turbanin "tabu" haline getirilmesi turbanli sayisini olumlu mu olumsuz mu etkiler?

Eger farz edildigi gibi "erkek baskisi" yuzunden turban takiliyorsa, o kadinlarin egitim almasi ve is alanina girmesi bagimsizliklarini kazanmalari icin daha faydali degil midir? Yok eger turban dini inanis sebebiyle takiliyorsa, o dini inanisi degistirmenin yolu yasak midir?

Paranoya demem o.

Islamofobi su sekilde var: Turkiye her zaman sunni Muslumandi. Ha, ama Kemalizm'in benimsedigi Muslumanlik ile (ki ben buna ilimli Islam diyorum), daha mutedeyyin kisilerin Islam'i arasinda fark var. Ve bu Islam'in, o verdigin orneklerde oldugu gibi cirkin yuzu vardi. Ama su ana kadar o yuzu gormezden gelmek ise yaramadi, o yuzu kapitalizmin kirbaci ile normallestirmen lazim ki yok olsun.

Ha, escinsellik ile turbanin temel bir farki var. Insan sonradan escinsel olamaz, ama sonradan turbana girebilir. Fakat bu fenomenin "serbest biraktik herkes takacak" diye aciklamasi olamaz. Insanlara zorla turban taktirildigi bir ulke de ancak ve ancak AB yolundan koparsak gercek olur.

alper dedi ki...

@lakerda.....

türban serbest kalırsa herkes türbanlı olur" paranoyasıyla eşcinsellerin toplumu eşcinselleştirmesi paranoyası gerçekten aynı kulvar mı?.

Ben ilk paranoyanın gerçek olduğu durumları gördüm,duydum ama eşcinsellerin çoğunluk
olduğu bir ülke toplumu görmedim. Düşünemiyorum.

Neresiymiş o güzel ülke allah aşkına söyle.türbanın serbest bırakılmasıyla türbanlı sayısının arttığını gördüğünüz ülke,yer,memleket neresi.Yoksa bu laf reklam filmindeki gibi çamur at izi kalsın,her zaman yaptığımız iş bu,formatımız bu bizim abi..sözünün tecellesimi.valla ne desem bilemedim.o cümleyi okuduktan sonra onun önü ve araksındaki yaldızlı cümleler bir anlam ifade etmez oldu da.

Everfever dedi ki...

Kemalizm'in benimsediği İslam'a "ılımlı İslam" demen beni gülümsetti, birçok Kemalist'in korkulu rüyasıdır Ilımlı İslam, bilirsin.

Eşcinselliğin yasaklanması isteği konusunda konuşmaya gerek duymuyorum. Kendisi için özgürlük isterken başkasının yasaklanmasını isteyen en hafif tabirle ikiyüzlüdür.

"X grubu iktidar olursa ben içki içemiycem, karımın başı zorla kapatılacak, şort giyemiycem, vs. O zaman onların türban giymelerini yasaklamalıyım." demek de kendisi için özgürlük isterken başkasının yasaklanmasını istemektir bence.

Çözüm insanların özgürce başlarını açabilecekleri veya kapayabilecekleri bir toplum yaratmaktır.

shelbyl dedi ki...

Everfever,

Abi yarin obur gun akademisyen olursam coin ettigim terminoloji olacak ilimli Islam :P

Sadece Kemalizm de degil, Turkiye'de laiklik denen mefhumun pratik karsiligi ilimli Islam'dir. "Hepimiz muslumaniz neticede ama bakin, usturuplu musluman olun, heyecana gerek yok." Laiklik bu.

eksi'ye de yazdiydim daha once: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=13675072

Everfever dedi ki...

Türkiye'deki İslam'ı veya "ılımlı İslam'ı" sadece laiklik veya Kemalizm etkisi ile görmek de doğru değil bence. Netekim Osmanlı zamanına baktığımız zaman da yaşanan İslam'ın bugünkü kadar ılımlı ve yalapşap olduğunu görebiliyoruz. Arada ekstrem durumlar elbette oluyordu. Biri çıkıp "din elden gidiyor" dediğinde (O zamanın "şeriat gelecek" paranoyasının karşılığı) millet gaza gelip ortalığı yıkıyordu. Ertesi gün de Hz. Muhammed'in söylemediği hadislerden kitap yazar, bidat sokar dine vs. Yine de halkın çoğunluğu ılımlı olmasa da rahat İslam'da huzur buluyordu ve hala bulmakta.

shelbyl dedi ki...

Bu surecsel bir durum zaten abi.

Turk kimligine yedirilmis "musluman" motifine ayinca (Turkiyeli Muslumana Turk denir, denemeyen itina ile ulkeden kovulur), zaten bu guduk "laiklik" kavraminin nereden geldigini anlamak daha kolay oluyor.