2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

8 Aralık 2009 Salı

Sevgili DTP'li Kardeşlerim

(Önsöz: Uykusuzluk ve tepkisellik ile yazdığım bu yazıdaki anlatıcı kayması, ve ilk başlık sebebiyle oluşan yanlış anlamalardan ve olası kalp kırıklıklarından dolayı özür dilerim. Derdimi daha iyi anlatabilmek için şu postu yazdım. Teşekkürler.)
Ben bir Türkiyeliyim. Türkiyenin daha iyi, daha yaşanılası bir yer olmak için düşünüyor, yazıyor, tartışıyorum. Türkiye toprağında yaşayan bütün halkların haklarını elde etmiş, huzurlu ve sakince bir yaşam sürmesi için elimden geleni yapıyorum. İnsanlara bıkmadan, usanmadan; size Cumhuriyet tarihi boyunca nasıl bir sindirme politikası uygulandığını, sizin mücadelenizin sadece 1980'den sonra başlamadığını, oradaki dinamiklerin göründüğü gibi olmadığını anlatıyorum. Sorunun sadece silahla çözümünün mümkün olmayacağını, orada yaşayan, bilinç kazanmış bir halkın var olduğunu, her evde bir acının yaşanmış olduğunu söylüyorum, ve diyorum ki: "Bakınız, silah çözüm değil, çözümün ötelenmesidir." Partinizin meclise girmesine seviniyor, o sürece elimden gelen katkıyı oyumla vermeye çalışıyorum. Kürt açılımının yarattığı infial havasından rahatsızlığımı belirtiyor, insanlari sükunete ve izana davet ediyorum.
Peki siz ne yapıyorsunuz? Kürt halkının demokratik mücadelesini Abdullah Öcalan'ın şahsına indirgiyor, tartışmanın metrekareye çekilmesine izin veriyorsunuz. Tam anlamıyla demokratik bir çözümden yana olduğunuzu içtenlikle dile getiremiyorsunuz. "Kürt açılımı"nı yeterince sahiplenmiyor, oy kaygısı güttüğünüzden mücadele etmeyi bırakıp tekrar kendinizi ötekileştiriyorsunuz. Zaten milliyetçi duygular fitil almaya müsaitken, "Biz ne yaparsak yapalım bunlar vazgeçmez, al gör işte açılımı" dedirtecek terör faaliyetleri geliyor. Artık bölünmüş, kokuşmuş bir yapılanma olan PKK'yı hala daha reddedemiyorsunuz. Samimiyetinizi hissettiremiyorsunuz.
Amacınız haklarınızı elde etmek, kardeşçe yaşamak mı; yoksa kargaşa ortamının sürdürülmesi ve bu sayede kişisel tatmininizi sağlamak mı? Gerçekten sorunun çözülmesi için ne pahasına olursa olsun mücadele etmeye hazır mısınız, yoksa isteğiniz statükonun devam etmesi mi? Türkiye Cumhuriyeti'nin hatalarından ders aldınız mı, yeni çağa uyum sağladınız mı; yoksa bugün bir devlet kurulsa gene aynı hataları tekrar yapar mısınız?
Sanıyorum ki kendinize sormanız gereken çok soru var. Lütfen gerçekten bu sorunun çözümü için adım atmaya çalışan iyi niyetli insanları zor durumda bırakmayın. Nefret tohumlarını, kanınızdaki Türk ve devlet zehrini söküp atın. Böylesi daha iyi olacak.

7 yorum:

tugba dedi ki...

"Sevgili Kürt Kardeşlerim" diye başlayıp "...terör faaliyetlerinde bulunuyorsunuz" veya "...kanınızdaki zehri sökün atın" denilmesini üslup olarak doğru bulmuyorum. Ortada tek bir "Kürt Kardeş" davranışı olduğunu da düşünmüyorum. Bu yazı özünde bir DTP eleştirisi mi? Sokak eylemlerine, veya ne bileyim, Tokat'a mı gönderme yapıyor? Yoksa hepsi aynı mı?

anna dedi ki...

Tuğba'ya katılıyorum. Bu şekilde bütün Kürtlere hitap etmek yanlış bence, hepsi bir görüşteymiş gibi, hepsi terörsevermiş gibi.

Aynı zamanda yazıdaki ton beni rahatsız etti doğrusu. "Ben aydınım ama siz böyle davranınca benim gibi açık görüşlü olmaya devam etmek zor oluyor" diyorsun gibi geliyor bana. Yani kusura bakma ama "self-righteous"tan başka bir sıfat aklıma gelmiyor.

ekim dedi ki...

Ben de tugba ve anna'ya katiliyorum (dunya katilim gunu).

Sevgili Kurt kardeslerinin cogunun DTP politikalari uzerine soz soyleme haklarinin olmadigini dusunuyorum bir kere. Hangi Turk kitle hareketi demokratiklesmis ki Kurt kitle hareketleri demokratiklessin. Bu hususta, yok birbirimizden farkimiz... Teror eylemlerinin devami sadece Turklerin degil binlerce Kurt gencin de olmesi demek. Bir surusunun her yil daga cikmasi demek. Bu durumda Kurtlerin onemli bir kisminin da teror karsiti oldugunu dusunuyorum.

Yillarca egitmedigin, ekonomik ve sosyal imkanlar vermedigin, binbir eziyeti reva gordugun insanlardan "Kurt acilimi" gibi ne idugu belirsiz kiytirik bir projeyle bir anda kardeslik bekleyemezsin. Bu acilima guvenmemeleri normal, ben de guvenmiyorum. Oy kaygisiyla hareket eden sadece DTP degil, hicbir altyapisi ve gercek planlamasi olmayan bu acilimi dile getiren AKP de ayni kaygiyla hareket ediyor. Bu noktada akli basinda bir Kurt tabii ki boyle bir projeyi sahiplenmeyecektir.

Velhasil, yanlislikla dirsek attigin adama pardon dersin, ama yanlislikla gozunu cikardigin adama pardon demen yetmez. Kaldi ki adamlarin gozunu yanlislikla da cikarmadik hani...

eren dedi ki...

Yazıda tam olarak kime veya kimlere seslenildiği belli değil. Muhatap kim? DTP mi, yoksa Abdullah Öcalan için sokağa dökülen Kürtler mi, yoksa tüm Kürtler mi? Tokat olaylarına gönderme varsa şayet bu olayların sorumlusunun PKK olduğu kesinleşti mi? Kürt meselesi gibi çetrefilli bir sorunu tartışırken potansiyel olarak farklı duruşları olan grupların aynı kefeye konması çözüm sürecini baltalamaz mı? Bu tarz bir yaklaşım daha çok MHP ve CHP'den alıştığımız "kurunun yanında yaş da yansın gitsin" veya "zaten bunların hepsi bir" anlayışına benzemiyor mu?

amen _hoteb dedi ki...

Bana kalırsa gayet yerinde bir hitab...

shelbyl dedi ki...

Baslik tamamen yanlis. Butun elestiriler haklidir. Yazmak istedigim ile yazdigim arasinda kafadaki baglar kopmus: DTP'ye hitaben yazilmis bir mektup Kurtlere yazilmis gibi olmus.

Basligi degistiriyorum simdi. Verdigim gecici rahatsizliktan dolayi ozur dilerim.

shelbyl dedi ki...

Baslik degisikliginin aciklayamadigi noktalar icin:

@anna

Bu yazidaki "ben", surecteki hicbir oyuncu ile bagi olmayip da, sirf insanlik namina dogruyu savunmaya calisan bir "ben-ustu" kisilik. Belki de self-righteous, haklisin, zira her mantikli argumanin "ama X saldirisi" diye kesilmesinden biktim.

@Eren

"Tokat olaylarına gönderme varsa şayet bu olayların sorumlusunun PKK olduğu kesinleşti mi?"

Yeni attigim post'ta bu soruyu cevaplayabildigimi umuyorum.