2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

12 Eylül 2009 Cumartesi

İran dosyası (3) - İran’da dinî azınlıklar

İran’da dini azınlıklar farklı, daha düşük standartlara maruz bırakılıyorlar, Hristiyanlar genelde dinlerini doya doya yaşarken Müslüman Sünniler ayrımcılığa maruz kalıyor. İsrail siyasetlerini eleştiren Yahudiler seviliyor, ama Bahailer İsrail casusu olarak mahkemeye çıkarılıyor. Zerdüştler ise çok odak noktası değil, ama müsümanlıktan çıkan herkes hala idam cezası ile karşı karşıya kalabilir. Aslında Şii fıkhı kadar, İran’ın iç ve dış siyaseti de dinî azınlıklarla ilgili siyasetlerin belirlenmesinde etkili.
Hristiyanlar İran’da en rahat yaşayan dinî azınlık olarak tanımlanabilir, ama buna rağmen Hristiyan vatandaşlar İslâmi inançlara göre Müslümanlarla eşit haklara sahip değiller. Ama bu sadece Hristiyanlara karşı değil, bütün dinî azınlıklar aynı yasaya tâbi tutulmaktadır. Örneğin bir dinî azınlığa mensup vatandaş bir Müslümanı öldürürse kısasa tâbi tutulur ama bu fiil bir Müslüman tarafından gerçekleşirse suçu işlemiş olan şahsa kısas olmaz. Din değiştiren Müslümanlara İran İslâm Cumhuriyeti hiç acımıyor. Son yıllarda dinden dönen pek bir insan asılmasa da Şii fıkhına göre dinden çıkan herhangi bir Müslüman eğer kendisi ikrarda bulunursa idam cezasına çarptırılır. Bu İran yasalarında da geçen bir kanundur. Son yıllarda bu kanunu değiştirmek için harakete geçen İran İslami Meclisi idam cezasına karşı çıktı ama henüz kanun olarak yasalara yansımamış, o yüzden hala dinden çıkan müslümanlar asılma tehlikesindeler. Son yıllarda daha fazla odak noktası olan Bahailer de var İran’da. Bahailik 19. Yüzyılda Baha-ullah tarafından kurulmuş olan tek tanrılı bir dindir. Kitap sahibi olmadıkları için (Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar gibi...), Şii din adamları onlara kâfir adı veriyor. Onlarla alışverişte bulunmaya ilişkin birçok Şii din adamının haram fetvası vardır. Bahailer’in Beyt-ül Adl olarak adlandırdıkları dinî merkez İsrail’de Hayfa şehrinde. Buna istinaden 7 Bahai, İran’da casus olarak yargılanmaktadır. Henüz mahkemeleri bitmeyen kişiler İran’daki Bahai camiasına mensup olan bir örgütün üyesiler*. Üniversiteye girme hakkına sahıp olmayan Bahailer aslında birçok siyasi, kültürel ve toplumsal haklardan mahrumlardır. Dikkat etmek lazım ki, Sünniler Müslüman oldukları için azınlık olarak tanımlanmıyorlar, ama onlar da kendi mezheplerini yaşamakta sıkıntı yaşamıyor değiller. Özellikle Belüç bölgesinde çatışma diyebileceğimiz boyutta sorunların ortaya çıkması geçen yıllarda bu konuyu daha da fazla gündeme taşıdı. Sünni bölgelerine Şii yetkililer atanıyor ve onlar genelde Sünnilerin mezhebine dikkat etmeyip bazen insanları rencide edecek hareketlerde veya konuşmalarda bulunuyorlar. Bu bölgedeki sorunlar genelde dış kaynaklara bağlanırken bu mezhep ayrımcılığına karşı faaliyet gösterenler ise ciddi suçlamalara maruz kalabiliyor. Bu azınlıklara Ahli-hak (Alevi) mensupları gibi başka Müslüman grupları da ekleyebiliriz. Bu gruplara mensup olanlar da zaman zaman diğer dinî azınlıkların maruz kaldığı haksızlıklara uğruyorlar. Bu konu aslında çok geniş ve burda sadece kısa bir şekilde İran’daki dinî azınlıklara karşı olan genel bakışı aktarmaya çalıştım.
* İlgili haber için tıklayınız.
----------
Bu yazının sahibi konuk yazarımız Hikmet'e ibnialheysem@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

2 yorum:

yakkuli dedi ki...

türkiye'deki islamcı kesimin iran sempatisi olayı daha da ironikleştirmekte bence. senin burada sahabe diye baş tacı ettiğin adamları irandaki "din kardeşlerin" sevmiyor. namazın farklı, sünnetin başka, bir de üstüne ikinci sınıf vatandaş muamelesi de görüyorsun... hayal kırıklığı ve gerçeklerle yüzleştirme masası olarak hanif müminlera iran'da dini turlar düzenlenmesi taraftarıyım :)

Selcuk dedi ki...

Islamcı kesimin iran sempatisi aslinda tartismali bir konu sanirim. Gecenlerde (nispeten onmeli, yani kendi cevresindekileri etkileme potansiyelinde ve pozisyonunda) birisinin agzindan "Iranla onceden sorunluyduk, hala sorunluyuz, ve hep de oyle olacagiz" gibisinden bir soze ve sia'ligin muslumanlikla ne kadar bagdastigi konusunda suphelerini dile getirisine tanik oldum. Arada farklar oldugunu biliyordum ama bu kadar sert bir tepki beklemiyordum acikcasi. Su an iki ulkenin (Turkiye ve Iran) de baska dertleri oldugu icin pek sallamiyoruz ama bos kalinca 2 tarafin birbirlerine girmesi kuvvetle muhtemel.

Ama olaylari daha da aydinlatmasi icin dini turlar fikrine katilmamak elde degil :)