2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Bisiklet blogları

Buraya yazmış mıydım hatırlamıyorum ama (sanırım kişisel blogumda idi) yaklaşık 1 senedir yeniden bisikletle haşır neşir olur oldum. Hikayenin evveliyatını bir vereyim kısaca, sonra bloglar kısmına geçeyim.

Geçtiğimiz sene çalıştığım yerde bir genci Polonya'ya kampa göndermiştim. Dönüşünde büyük bir heyecanla Polonya'dan bisiklet kiralayıp Almanya'ya geçtiğini anlattığının ertesi günü ben de bisiklete atlayıp, tamı tamına 14 (yazıyla: on dört!) kilometre yol gidip, bisikletçiye ulaşmıştım. Gerçekleştirdiğim bu über zor görevin ardından (ki yaklaşık 1.5 saatimi aldı) muzaffer bir bisikletçi edasıyla "yea 14 km yoldan geliyorum çok yoruldum yeaa" demiştim. Ve bilin bakalım n'oldu? Umursamadılar! Benim bisiklet dünyasına verdiğim 14 km'lik ve 1.5 saatlik emeği hiçe saydılar! Terbiyesiz adamlar... Sonra biri çıkıp "valla ben her gün Keçiören'den gelip dönüyorum" dedi de, umursamazlıklarının nedenini anladım (Ankarasızlara not: Keçiören-Ümitköy arası +25 km bir mesafe). O an anladım ki hem benim için hem insanlık için değil, sadece benim için çok büyük bir mesafe imiş. Sonra zaten muhabbet ettikçe 60 küsur yaşındaki amcanın da muntazaman oradan Kızılay'a (20 km) gidip geldiğini duyunca dedim meğersem hiçbir şeymiş benim ettiğim. Akabinde "ya ben yarın Kızılay'a gidicem, yolum uzun (30 km), bana ne lazım?" diye sordum, utanmadan sadece kask ve eldiven dediler. Lan 30 km! "Bir de su al..." diye eklediler yine umarsızca. İşte ondan sonra lanetledim SDS'yi de, kapandı. Antalya'da bi' tükan açmış SDS Bisiklet, bilmeyenlere duyurulur.

Bir önceki paragrafı okuyan bisiklete ilişkin farklı deneyimlere sahip insanlar çok farklı yaklaşacaklardır. İşin biraz daha içine girince bunu çok daha net görebiliyorsunuz. Yani "mahalle bisikletçiliği"nde bırakmıştım en son bisikleti, şimdi dönüp geldiğimde 14 km çok yoldu haliyle ilk başta. Sonra ertesi gün Kızılay'a gittim, 27 km yol, bi' daha "vay be!" dedim. Hatta duyanlar da "hayvansıaaan!" dedi. Derken Haziran ayında Bursa'da düzenlenen "Bisikletle Yüzyıllık Macera"ya katıldım, tur ve önceki günü derken 4 günde 300 km yol yaptım. Gitmeden önce "Nasıl olur lan? Olur mu ki? Ölür müyüm kalır mıyım?" diye düşünürken, gayet de oluyormuş, onu gördüm. Ha, tabii ki deneyimsizlikten ve antrenmansızlıktan kaynaklanan bazı bedelleri oldu, ama o kadar olacak tabii. Sonuçta şu anda bisikletle gidilemeyecek mesafenin olmadığına inanıyorum. Ben ki sporla alakası olmayan 90+ kilo kütleyi o kadar mesafe gezdirebildiysem, daha fit insanlar neler yapabilir dedim.

Bu düşünceye varmamda da tabii ki sırf bu gezmeler tozmalar etkili olmadı. Bir süredir takip ettiğim, ara ara baktığım, görüp heyecanlandığım bir dizi blog/facebook/topluluk/sayfası var. Bu yazıyı yazmamın nedeni özellikle sevdiğim, ilginç bulduğum bloglardan biraz bahsedeyim, belki birilerinde bende oluşmuş olan heyecanı/gazı oluşturur diye bir şansımı deneyeyim istemem. 3 farklı ve keyifli bulduğum bloga bir göz atmak için şöyle buyrun:


Başka Türlü Bir Şey - Bir hayalin peşinde... (Özcan Bostancı - İsmail Özger)
Bu yazıya konu olan bloglar içinde benim en samimi bulduğum, en böyle sitelerine bakarken iç çektiğim blog bu. Nedenini net olarak bilemiyorum ama belki de uzun süre hayal edip, sonra "ulan!" deyip yola koyuldukları, belki de bence cesaret isteyen bir iş yaptıkları (istifa edip, arabasını falan satıp 'kurulu düzen'i bozma açısından) için. Zira göreceksiniz, diğerleri aslında daha fazla cesaret istiyor yer yer yaşamsal olarak tehlikeli bir şey yaptıkları için. Ama yine de acı olsa da böyle ekonomik bir risk daha zor görünüyor benim gözüme. Neyse... Veya belki de hazırladıkları internet sitesi "lan ben de yapsam böyle bi' şey yapardım herhal?" dedirttiği, böyle bir şey düşünen birilerine yol gösterici göründüğü için. Bir ihtimal de, bir bisiklet turundan çok daha geniş kapsamlı, "bisiklet destekli" bir dünya turuna evrilmiş bir gezi olması. Her neyse, sonuçta hastası oldum.


İsmail Özger ve Özcan Bostancı (Machu Picchu)


Sitede neler bulabilirsiniz?
Anasayfada en güncel yazılarını ve yazılarla birlikte fotoğraf ve videolarını bulabilirsiniz. Yazım hataları mevcut ama genel olarak keyifli buluyorum ben yazıları. BaşkaTürlüBirŞey başlığında başlamadan önce koydukları rota, kısa bir metin ve Can Yücel'in meşhur şiirinin bir kısmı var. Biz kimiz? kısmında birer fotoğraf ve kısa tanıtım gibi bi' şey. Seyahatname sayfasında ülkelere/bölgelere/yaptıklarına göre sınıflandırılmış yazıları bulabilirsiniz. Hazırlıklar sayfası benim siteyi biraz kurcaladıktan sonra ilk baktığım incelediğim yeri olmuştu. Çok iyi etmişler bu sayfayı hazırlamakla. Daha ayrıntılı olabilir tabii ki, ama bu da epey bir şey. SSS kısmında hazırlıklar sayfasını sorularla biraz ayrıntılandırmışlar gibi de diyebiliriz. Bu bahsettiğim son iki bölüm, "lan olmayacak iş değil aslında?" hissiyatını çok iyi yaşattı bana. Neredeyiz? sayfası yeterince açık ve oraya bakınca fark ettim ki 2 gün sonra (20 Temmuz'da) 1 yıllarını dolduruyorlar! İletişim kısmından da göreceksiniz ki bütün sosyal medya olanaklarını kullanıyorlar amma lakin ki bir posta adresleri yok. Haliyle...




Doğa İçin Pedalla - Dünyayı bisikleti ile gezen seyyahın hikayeleri (Gürkan Genç)
Gürkan Genç'in yaptığı Türkiye'den Japonya'ya bisiklet yolculuğunun blogu bu da. Yine bence müthiş bir şey yapıyor, ama dediğim gibi, "Başka Türlü Bir Şey"in (BTBŞ) yarattığı etkiyi yaratmıyor bende. Belki de BTBŞ'nin çok daha ulaşılabilir, daha somut, her şeyiyle daha "lan işte bunu böyle yaparsan o da şöyle olur, her şey hallolur" gibi görünmesindendir. Doğa İçin Pedalla, blogu okuyunca da göreceksiniz ki daha fazla tehlike barındıran bir hikaye. Örneğin çölü boydan boya bisikletle geçen bir adamı okuduğunuzda biraz daha kurgusal/gerçekdışı/ulaşılmaz bir şey okuyor gibi hissediyorsunuz. Ya da belki çok daha basit; BTBŞ insanlarının amacının keyifli bir dünya gezisi olması bana daha cazip kılıyor. Neyse...

"Doğa İçin Pedalla", adından da anlaşılacağı gibi "mesaj kaygılı" bir macera. Gürkan Genç, başta bisikletin bir ulaşım aracı olduğuna, çevrenin katlediliyor olduğuna dikkat çekmek olmak üzere bir dizi amaçla yola çıkıyor. Tabii ki her yolculuğun bir amacı var ama bununkinin biraz daha farklı olduğunu belirtmek için söylüyorum.
Ayrıca öyle herkesin bisikletle gitmek istemeyebileceği yerleri geziyor olması -ve yaşadıkları- itibariyle de oldukça ilginç bir hikaye sunuyor Gürkan Genç. 




Blogda neler bulabilirsiniz?
Blogspot'ta hazırlanmış bir blog olduğu ve ayarlarıyla fazla oynanmadığı için zaten hemen herkese çok daha aşina, çok daha pratik gelecektir. Bu nedenle de zaten çok fazla teferruatı yok sitenin. Sağ taraftaki yazı arşivinden başlıklara bakıp seçip beğenip okuyabilirsiniz. Hikayenin başlangıcını ben vereyim size, gerisini siz getirirsiniz. 




Bisikletle Parasız 10.000 km Türkiye Turu ve Türkiye Fotoğrafları (Hasan Söylemez)
Bu da saçları uzattığı zaman nedense Shelbyl'e pek benzettiğim (normalde daha kıvır kıvır saçları, aşağıdaki fotoğraf gibi değil sanki) gazeteci Hasan Söylemez'in beş parasız yola koyulup yaklaşık 9 ayda tamamladığı bisiklet turunun sayfası. Aslında sayfa kendisinin kişisel internet sayfası, ama o sayfada yer alıyor turla ilgili yazılar, fotoğraflar ve haberler de.
Çok keyifli bir tur çıkarmış Hasan Söylemez. Neden "parasız" bir tur olduğunu da şöyle yanıtlıyor:

"Aslında hazırlanmak için fazla bir şeye de ihtiyacım yoktu. Çünkü yola parasız çıkacaktım. Yola parasız çıkmamdaki amaç ise, insanları daha yakından tanıyıp anlayabilmek ve daha iyi bir iletişim kurabilmek için onlara her anlamda ihtiyacımın olması gerekiyordu. Onların yaşam tarzlarını, kültürlerini ve hayata bakışlarını ancak onlar gibi çalışarak ve onlar gibi yaşayarak anlayabilirdim. Cebinizde para olduğu zaman uçakla veya otobüsle bir turist gibi giderek bunları gerçekleştirmeniz imkânsızdır. O insanları tanısanız bile eksik tanırsınız ve gerçek amacınıza ulaşamazsınız. Bu nedenle gezi bitene kadar parayı kendi hayatımdan çıkarıyorum."

Ama tabii ki yine de böyle diyor olsa da sponsoru, hatta sponsorları var. Her türlü teknik desteği Delta Bisiklet'ten alıyor örneğin. Ki zaten herhangi bir uzun turda en önemli sıkıntılardan biri işin teknik kısmı. Yok lastik patladı, yok zincir koptu, yok kaza yaptım... Ama sonuçta konaklama ve yeme işini yer yer tanıdıklar aracılığıyla olsa da, büyük ölçüde doğaçlama gelişen diyaloglarla hallediyor. Başına aksilikler de geliyor, kovulduğu yerler de oluyor ama ısrarla devam ediyor ve geçtiğimiz aylarda turu tamamlıyor.




Çok güzel fotoğraflar çekmiş Hasan Söylemez, çok güzel şeyler yaşamış. Bunları da insanlarla paylaşıyor davet edildiği yerlerde konuşarak. Burada bahsi geçen 3 blog ve 4 kişiden sadece kendisini dinleme şansım oldu. Şu hikayeden oldukça sönük/kopuk bir sunum çıkardı, ama olsun, yine de keyifliydi. 


İşte böyle sevgili İşkembeseverler... Aslında daha bir sürü blog var, ama dediğim gibi favori üçlüm bunlar. Diğerleri de belki başka bir yazının konusu olur?

1 yorum:

Gurkan Genc dedi ki...

3 seyahatte çok güzel anlatılmış. ellerine sağlık

Doğa için pedalla'ya Kurgusal, gerçekdışı, ulaşılmaz, tehlikeli, en basitinden zorlu olduğundan keyifsiz bir gezi olma olasılığıda yüksek demişin. Sayfayı ziyaret eden bir çok okuyucu senle aynı düşünceleri paylaşmıştır haklısın.

Hatta yazmadıklarımıda düşünce aslında yolculuğun zorluk kısmının hakikaten fazla olduğunu söylemek mümkün. Ha ben bu zorlu mücadeleden keyif aldım o ayrı. Seninde dediğin gibi böyle bir seyahat yapmayı bir çok kişi istemeyebilir.

Projenin en güzel amacıda bisikletle her yere gidilebildiğini göstermek toplumada bisikletin bir ulaşım aracı olduğunu hatırlatmaktı..

Paylaşım için teşekkürler