2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

14 Eylül 2010 Salı

Kısa Kısa Referandum Değerlendirmeleri

- Referandumdan en zararlı çıkan parti MHP oldu. Rakamlara baktığımızda, CHP'nin aldığı oy oranının kemikleşmiş olduğunu empirik olarak bildiğimizden Bahçeli'nin tabanından koptuğu ve Hayır çağrısına karşın bol miktarda evet aldığını görebiliyoruz.

Nasıl BDP'de "şahinler - güvercinler" varsa, nasıl CHP'de "1990 model sosyal demokratları - 1940 model Kemalistleri" varsa, AKP'de "Cemil Çiçekgiller - Zafer Üskülgiller" şeklinde ayrımlara gidebiliyorsak MHP'de de bir "80 öncesinden az İslamcı çok milliyetçi - 80 sonrasından koyu muhafazakar ülkücü" hizbinden söz edilebilir. Bu referandum sürecinde, MHP daha mukaddesatçı kesimi kaybetti denilebilir ilk bakışta, bu da CHP ile seküler milliyetçi kesim konusunda rekabete gireceği anlamına gelir. Sonuç, mutlak oy anlamında AKP'nin, iller bazında oransal artış olacağından CHP'nin işine gelecektir bu dinamiklerle seçime gidilirse.

- Referandumdan en kârlı çıkan parti ise nazarımda BDP'dir. Kendileri eğer "Hayır" deselerdi, hayıra rağmen paket geçebilir ve de mağlup konuma düşebilirlerdi. Şu haliyle hem gözdağı vermiş oldular, hem de tüm bu tantanadan bağımsız bir şekilde güç gösterisinde bulundular.

- Konjonktür gereği aynı potaya yaklaşmış olan "muhafazakar liberal" ve "sosyal demokrat/liberal"lerin ayrışma sürecinin de referandum sonrasında başlayacağını öngörebiliriz.1 "Yetmez ama Evet" diyen sol kesime zoraki bir destek veren muhafazakar-liberallerin, belirli noktalarda "kırmızı çizgi" reflekslerinin devreye girmesi kaçınılmaz olacaktır.2

- İktidar partisinden bağımsız bir şekilde yeni bir Anayasa isteyen kesim için esas mücadele şimdi başlamakta. Kenan Evren'e hemen suç duyurusunda bulunuldu mesela, lakin bunun takipçisi olunacak, AKP'nin muhtemelen "hele bir genel seçimler geçsin" diye yaklaşacağı yeni Anayasa için ivedilikle baskı oluşturulacak, girilmesi çok muhtemel atalet havasından kurtulunması için yoğun lobi yapılacak.

- Şunu da tekrar söyleyelim: Yargının bağımsız olması demek, yargının kimseye hesap vermemesi, mutlak otorite olması demek değildir, çünkü yargının kararı zaten mutlaktır ve de o yüzden üzerinde bir denetim mekanizması olması, kuvvetler ayrılığına aykırı değil, bizzat paraleldir. Nasıl ki, kimseye hesap vermeyen bir ordu kendisini mutlak otorite görmemeyi hesap vererek öğrendiyse, yargı için de aynı süreç devreye girecek ve de demokrasi adına olumlu gelişmeler yaşanacaktır.

Ha, herkes demokrasiyi yüzde yüz benimsemek zorunda da değildir tabii. "Militan demokrasi" diye amorf bir şey de attı bu ülke ortaya, 90'larda Vural Savaş, 2000'lerde Taraf gazetesi kullanmaya başladı bunu. Ama bu iki argümanı bir kenara koymak lazım.

- Türkiye toplumunun saf şapşal partizanlığına ise nasıl çare bulunacak onu bilmiyorum. "Nasıl koyduk ohh ohh Evet Evet!" diyenlere de, "Aziz Nesin haklıymış :(" diye gezenlere de, yani kısacası kanunlar müsaade etse bu referandumu kan davası haline getirecek olanlara meşe budağından yapılmış sopam ile pata küte girişmek isteği ile yanıp tutuşmaktayım.

Facebook camiası adına senden özür dilerim üstad.
Son not: 1 ay öncesinden "Kılıçdaroğlu oy kullanamayabilir" haberleri dönmesine karşın seçmen listesinde adı olmadığı için oy kullanamayan, ve de buna "haberim olmadan kaydımı silmişler" diye açıklama getiren Kılıçdaroğlu'nun havale edecek kurum ve kuruluş bulamadım.

1.Mesela Yıldıray Oğur bugün"yıldırım türker gibilerin "ama ne yapsın kürtler dağa çıkmaktan başka" edebiyatı yüzünden 2010 yılında hala kürt gençler dağlarda ölüyor"gibi mükemmel bir tespit çıkarabilmiştir.

2.Ekşisözlük yazarlarından marpione'nin bir lafı vardır: "40'ından sonra demokrat olmaya karar veren bir insanın, önceki hayat refleksleri peşini bırakmaz." Nazlı Ilıcak cephesinin daha güzel analizi yapılamazdı zannımca. Bu örnekle de yukarıda ne demek istediğim iyice anlaşılır herhalde.

14 yorum:

Everfever dedi ki...

Söylediklerine birkaç yerde müdahale/itiraz etmek istiyorum.

Öncelikle "kesim" sözcüğü yerine "parti" demen bence daha doğru olurdu. Çünkü MHP'ye oy veren kesim partilerine bir uyarı verdi bence. (Uyarı vermek zararlı çıkmak değildir) Ve ben bu uyarıyı "CHP'nin kuyruğuna takılma" olarak yorumluyorum, yanlış olabilirim. Genel seçimlere kadar olan süreçte de MHP verilen uyarıyı doğru okuyabilirse (benim savımdan farklı bir okuma da doğru olabilir elbette) seçmenini kısmen geri kazanacaktır.

"Yetmez ama evet" diyen kesimi de solcular ve onlara zoraki destek veren muhafazakarlar olarak ayırmak doğru değil bence. SP ve BBP de açıkça ve hiç gücenmeden bu anayasa değişikliklerinin yeterli olmadığını ama evet diyeceklerini açıkladılar. (bu arada muhafazakar liberal tanımını biraz açabilir misin? Kimler bunlar?)

İlk bakışta kaba bir rakamsal analizle CHP'nin oy yüzdesi %25-30 bandında gözüküyor. BDP'nin de yüzde hesaplarına gireceği genel seçimlerde bu oran düşecektir. Yani Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olması CHP'ye %3-8 oranında bir oy da kazandırmadı bence. Aynı durum elbette AKP için de geçerlidir. Onun oyu da bazılarının iddia ettiği gibi bu bir genel seçim olsaydı %45-50 bandında değil, daha düşük bir seviyede olacaktı. Kısaca oy oranı olarak CHP, AKP ve BDP'de bence çok büyük değişiklikler yok. MHP'deki azalma da % 5 civarlarında sanki.

Kılıçdaroğlu'nun oy kullanamaması bir Zaytung haberinden farksız olduğu için dalga geçilmeyi sonuna dek hak ediyor kanımca :)

Seçim sonuçlarını taraftar havasında değerlendirenlerin müsebbibi partiler ve başkanlarıdır. Olağandır. Cemaatlerden ziyade imamlara kızalım.

Everfever dedi ki...

"Partileri değil, anayasa değişikliklerini oyladık" diyecekler de aslında haklılar. Zaten yaptığım kaba ve çakma matematiksel analizin bu kadar çakma olmasının sebebi de budur.

Referandum sonuçlarını hangi parti kazandı, hangi parti kaybetti şeklinde analiz etmek istersek karanlıkta el yordamıyla yön bulmaya çalışırız. Hangi partiler/kesimler istediğini aldı, hangi parti/kesimler alamadı dersek: Evetçilerin ve boykotçuların istedikleri oldu, hayırcıların olmadı. Bu kadar.

shelbyl dedi ki...

Kesim-parti kelime seciminde bilincli bir tercihim yoktu, ama haklisin boyle bir yanlis anlasilma durumu olabilir, duzelttim.

"Yetmez ama Evet" kismina gelirsek, o noktadaki esas dedigimi footnote'larda anlatabildigimi dusundum yeterince. Muhafazakar-liberal olarak niteledigim kesim, icinde surekli "sol" alerjisi tasiyan ve tasiyacak olan Yildiray Ogur, Rasim Ozan Kutahyali, Nazli Ilicak, Emre Akoz gibi aydinlardir. Orada "sol kesim yetmez ama evet dedi, muhafazakarlar demedi" demiyorum, "Yetmez ama evet diyen solculara destek vermek zorunda kalmis, ama o solcularla ayni yolda belirli noktalarda yurumeyecek olan muhafazakarlar" diyorum. Muhafazakarlarla solcular su ana kadar "statukocu kuvvetler" sebebiyle birlesmislerdi, bundan sonra isin ayrintisi geliyor.

Oy oranlarina gelirsek, orada da dedigim gibi "bu dinamiklerle secime gidilecek olsa", MHP'den kacacak olan kesim kendini AKP'de bulacak, ama MHP'nin CHP'den rol calabildigi Bati illerinde durum CHP'nin lehine donecektir.

Ve evet, imamlara 2 aydir kufrediyorum burada zaten, o yuzden ayrica belirtmeye gerek gormedim :)

shelbyl dedi ki...

Normal sartlarda "evetciler ve boykotcular kazandi, hayircilar kaybetti" diyebiliriz de, bu referandum oncesi "normal sart" mi vardi abi?

Secimler 1 yil sonra bile degil, aylar kaldi. Yoksa dediginde haklisin, ama su referandumun tozu dumani gecer gecmez partiler yeniden atak yapmaya baslayacaklar.

shelbyl dedi ki...

Bu arada adini anmamam cok uzucu olur kendisi icin sanirim: Son donemlerde yaptigi mukkemmel ataklarla Cengiz Candar da yukarida degindigim listede ust siralara tirmandi.

alper dedi ki...

Hürriyet gazetesinde haberi vardı ''hayır meleyen koyunlar'' gibisinden bir olayın.Hani CHP ve Bodrum Yurttaş İnsiyatifi adlı bir çağdaş düşünce kuruluşu ile işbirliği yapan 400 koyun Referendum konusundaki düşüncelerini bir gösteri ile ifade etmeye karar vermişlerdi onu kast ediyorum.Bize “vaziyet bu kadar güzel tasvir edilir” dedirten bu anlamlı gösteri ile aydınlatan, düşüncelere sevk eden tüm koyunlara teşekkür etmek düşerdi ve de ettik zaten. Kurban bayramında da bekleriz bir o kadar anlamlı gösteri diyorum kendi adıma.Pek yakında:

“Türkiye laiktir laik kalacak” diyen yeni slogan memosunu almamış keçiler insiyatifi.

Kurtların “50 yıl daha dağlarda gezerim” şovu.

“Fırsat bu fırsat, yakalım, yıkalım….AKP’li tüpçüyü halletik Başkanım” diyen sırtlanların kitlesel refleksi.

“Bizi çarşafa sokacaklarmış ayol” diye çıplak protesto yapan deve kuşları.

“Rahibelere benzemek istemiyoruz; Müslüman gibi giyiniriz” diyen mini etekli ördeklerin insiyatifi.

beklemekteyiz efendiler.

alper dedi ki...

Hastalıkların objektif tahlilini yapıp sonuç çıkarmaya programlanmış bir eczacı zihni benimkisi.Türbanlılara rozet takan, onları seçim afişlerinin ortasına yerleştiren, kara çarşaflıları medya önünde üye yapan, kamera-sever bir Başkan (ah o kamera tutkusu!! Boşuna dememiş atalarımız “kamerayla yaşayan kamerayla ölür” diye) vardı bir zamanlar.Şimdi de Kağıttepe’li, kooperatif villalarının havuzlarının hiç birinin ölçüleri 9×16 yı geçmeyen Ecevit_Lenin kasketi, Etro gömleği ile tam bir Gandi görüntüsü sergileyen, “biz Başbakan gibi söz verip arkasında duranlardan değiliz”, “soracağız bu evet diyen arkadaş bizim belediye başkanımız mı, halkın mı”, “referendum kayısı fiyatlarınızı yükseltecek mi öyleyse hayır” gibi dürüst beyanların sahibi var başkan olarak.Ona bıraksalar hayır oyları fazla olurdu amma bırakıyorlar mı ki Önder Abi-Canan-Nur Abla...Bir yerlerde örgütler “Müslüman kadınların rahibe gibi giyinmemesi için evet” (Ramazan ayı ya, Müslüman rahibe gibi giyinmez öz-be-öz Müslüman Madonna gibi giyinir) afişeri yapıştırır iken (Muzzez İlmiye Çığ ninemizin Sümer fahişeleri teorisi çöpe mi gitti şimdi? ERKE-bilim ne kadar da hızlı gelişiyor!!) diğer yanda hem de enn çağdaş İzmir’de CHP ‘nin organize ettiği toplantıya gelen başı bağlılara hadlerini bildiren CHP’lilere “değiştik; artık şeriatçıyız; haberiniz yok mu” diyor. Haberi tamda şöyle...
http://www.cafesiyaset.com/haber/20100903/CHPden-basortululere-inanilmaz-hakaret.php

alper dedi ki...

Neden yeni anayasa,demokratikleşme,yargıyı,orduyu,devleti koruma görevi hep CHP den bekleniyor, başka biri yapsa, etse olmaz mı sorusunu sorabilecek yakın tarih cühelası için bir defa daha hatırlatayım. “Bu ülkeye komunizm gelecekse onu da biz getririz lan” dediği için adamın ismi Ankara’nın ennn büyük meydanına verilen, Cumhuriyet’in, İş Bankası’nın, ülkenin ve halkının sahibinden başka kim getirecek,yapacak,edecek ki? Ağzınızdan yel alsın.

shelbyl dedi ki...

alper,

Gerek Eksibesiktas'ta, gerek burada cok fikir ayriligi yasadik; ama bu sefer aynen katiliyorum, ve hatta Perihan Magden okur gibi hissettim kendimi, super olmus :)

alper dedi ki...

'''Referandumdan en kârlı çıkan parti ise nazarımda BDP'dir. Kendileri eğer "Hayır" deselerdi, hayıra rağmen paket geçebilir ve de mağlup konuma düşebilirlerdi. Şu haliyle hem gözdağı vermiş oldular, hem de tüm bu tantanadan bağımsız bir şekilde güç gösterisinde bulundular.'''

İlla ki senle bir yerlerde fikir ayrılığına düşmemiz gerek yoksa ben rahat uyuyamam..:)) O konuda ki fikrim ise şudur.kayda deper bulurmusunuz bilmem ama.Referendumdan “BDP’siz olmaz” sonucu çıkarmak bu eli silahlı haydutlar, çapulcular sürsünü daha da meşrulaştırmak yapılacak en yanlış şey olur. “Statükoyu gömdük” deyip Ergenekon-MHP-CHP’ye artık organik olarak ta ulaklandığı kesinleşmiş bu sürünün, referendum sürecindeki tutumu seviyelerini bir kere daha ortaya koydu. Bir veri: Güneydoğu’da “her sandığa silahlı denetçi” göndermenin zor olduğu Urfa gibi şehir merkezlerinde katılım Türkiye ortalaması seviyesinde iken dışarı ile ilişiği kesik, en fakir, en geri kalmış köy ve mezralarda bu oran 100% e kadar çıkmış! Dünyanın rafine, Batılı, gelişmiş görünümlü Akın Birdal’ları alsın bunun üzerinde düşünsün. Kendileri ve onları meşrulaştıranlar bilir. Artık PKK-DTP’nin yeri Ergenekon-askeri vesayet-faşizmin bir alt kategorisi, vurucu güç kategorisidir en fazla.
Türkiye’nin Ergenekoncu-darbeci-kötü niyetli komutanların ordusu olmasa idi bu gün tarihti bu çapulcular, haydutlar. Ama artık o da yeterli değil bunlara hayat öpücüğü üflemek için. Yerleri tarihin çöplüğündeki statükocu velinimetlerinin yanıdır.

EDİT:bunlar şahsi düşüncelerimdir son referandum üzerine.beni bağlar ama söylediklerimi Kürtler için genelleyen de demagog ırkçının önde gidenidir! biline.

lakerda dedi ki...

MHP'nin orta anadolu'da referandumda oy kaybettiği doğru. Fakat Batı Anadolu'da son yerel seçimlerle karşılaştırma yaptığımda bir oy kaybı göremiyorum ben. Ayrıca Denizli gibi Akp'nin yıllardır birinci çıktığı şehirde hayır oyu'nun çıkması da ilgimi çekti. Kocaeli gibi oldukça muhafazakar ve saadet partisi+Akp'nin %70-75'i bulduğu bir şehirde yüzde 40'lık hayır gelmesi de beni şaşırttı. Uşak-Isparta-Burdur gibi diğer muhafazakar illerde de hayır-evet sayıları birbirine çok yakın.
Buradan Denizli-Kocaeli ve evet sayısı beklentimden düşük çıkan Bursa gibi sanayi şehirlerindeki ekonomik durumun evet oylarını olumsuz etkilediğini az bir güven aralığında da olsa düşünebiliriz.
Ama dediğim gibi kesin olarak mhp'nin batıda oylarını kaybettiği söylenemez.

Orta Anadolu'daki durum gerçekten ilginç. Birincisi, milliyetçi-muhafazakar tabandaki insanlar kürt açılımına olumsuz bakmıyor sonucu çıkabilir. İkincisi, tayyip erdoğan'ın ülkücü açılımı getirmesi, şiir okuması ve 12 eylül'den intikam alıyoruz propagandası bu kesmin evet vermesine yol açmış olabilir. Ayrıca Akp'nin özellikle taşralarda ülkücü kesmin chp alerjisi olduğunu bilerek sizin verdiğiniz oylar chp'ye gider propogandası oldukça bilinen bir şey.

Kürt açılımını isteyen liberal-sol kesim mhp'nin bu oy kaybını sevinçle karşılamış olabilir. Demek ki milliyetçi söylemler artık prim yapmıyor, yapalım şu açılımı diye bir ümide kapılabilirler ki kapıldılar da. Ama ben bu akp'ye oyu kayan kesmin açılıma sıcak bakacağını düşünmüyorum. Bu bir genel seçim sonucu olsaydı böyle düşünebilinirdi.

Sonuç olarak şüphesiz iktidarın güçlendiği bir referandum oldu. Üstelik şikayet edebileceği bir ortam da kalmadı. Her şey yüzde yüz kontrolü altında. Yine anlaşmalı muhtıralar verilir mi bilmem ama şimdilik bahanesi yok.
Tek temennim mağdur dili ve edebiyatının sona ermesi.
Sınırsız gücün getireceği zalimlik öncelikle kendileriyle ittifak yapan kesmin üzerinde sallanacak.

Sözde 12 eylül'ü yapanların sorgulanacağı ama yök gibi kurumlarının kapı gibi ortada durduğu, yök'ü yönetenlerin el değiştirdiğinde eleştirilerin kesildiği bir liberal(görünümlü) ahlakla karşı karşıyayız. Bu bakımdan yeni özgürlükçü anayasa lafları bana inandırıcı gelmiyor.

Derin devlet'te olan ittifakın tamamen ittifaklardan birinin eline geçmesi sürecinin resmiyete kazanması aşamasına geliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.

shelbyl dedi ki...

Guzel bir yorum lakerda.

Dedigin gibi, ak koyun kara koyun belli olacak artik. Yukaridaki Sezen Aksu ile ilgili post'ta da degindim: Butun "ic mihraklar" bitti artik AKP icin. Hala daha "ama iste soyle de boyle" diyemezler.

Bundan sonra maskeler dusecek, biz de gorecegiz neyin ne oldugunu.

Nereden baksan 20-30 yillik bir donusum surecinin lokal zirvesine ulastigimiz kesin ama. Bundan sonra ya yukari ya asagi.

Everfever dedi ki...

Yetmez ama evet hareketini başlatanlar solcular mıydı, yoksa Genç Siviller gibi muhafazakar-liberaller miydi? En azından Yıldıray Oğur bu hareketin en başından beri vardı diye biliyorum ben.

shelbyl dedi ki...

Darbelere karsi 70 milyon adim koalisyonu baslatti bu hareketi. Ortak girisim yani. Icinde Mazlumder de var, Lambdaistanbul da.

Lakin Mazlumder'in belirli konularda ne kadar "mazlum" yaninda oldugunu biliyoruz, gecmiste bunu yazdik uzun uzun.

Tekrardan yazayim, sanirim kendimi ifade edemiyorum: Benim orada dedigim, "Solcular Yetmez ama Evet dedi, muhafazakarlar da destekledi" degil. Ortak yolda yurudukleri icin, normalde desteklemeyecekleri platformlar ile ayni yolda yuruduler bu iki kesim, lakin isin ayrintisina gecilince (bkz: kurt talepleri), (bkz: cinsel azinliklar), (bkz: iktidar partisinin yetki alani ile ilgili duzenlemeler) orada ayrisma yasanacak.

Artik daha nasil diyeyim bilemedim :)