2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

27 Kasım 2012 Salı

Okullarda Kıyafet Serbestisi Üzerine

Gene nur topu gibi bir gündemimiz ve etrafında kutuplaşacağımız bir meselemiz oldu: Okullarda kıyafet zorunluluğu, belirli şartlar dahilinde kaldırıldı. Bu kararın potansiyel faydalarını ve zararlarını tartışmak yerine, argumentum ad absurdum'a varan örneklemeler ve arkaik beyanat ile bize yakışan bir zemin oluşturduk. Halbuki şöyle bir gerçek var: Bir eylem mutlaka yararlı veya zararlı olmak zorunda değil, ve bazen en iyi pozisyon "bir bakalım görelim, sonuçları inceleyelim" pozisyonu. Yani okullarda kıyafet serbestisinin belli bir süre denenmesinin hiçbir zararı olmayacaktır, çünkü bu konu her ülkenin kendi koşullarına göre farklılık arz edebilen sonuçlar sunan çetrefilli bir konudur.

Tartışma esnasında gördüğüm bazı saçmalık sınırında gezinen görüşler hakkında iki kelam edeyim önce. Bir adet "okulda üniforma diktatörlüktür, Kuzey Kore işidir" gibi bir çatıya sığınan kitle var, ki düpedüz yalan söylüyorlar. Zorunlu okul üniforması, dünyanın birçok ülkesinde (buna ABD, İngiltere vs. gibi ülkeler de dahil) uygulanmakta. İllaki diktatöryel, faşist bir zihniyetin uzantısı olmak zorunda değil, zira okul üniformasının etkileri hakkında bir sürü araştırma yapılıyor ve bunun sonuçlarına göre belirli bölgelerde/koşullarda/zamanlarda denenmesi makul bulunuyor.

Karşı cepheden gelen de "okul üniforması yoksul aileler için bir avantaj, okuldaki sınıf ayrımını ortadan kaldırıyor" argümanı ki gayet ezberci bir sunum bu. Benim hatırladığım kadarıyla okul üniformaları öyle ucuz şeyler değil, hatta belli okullar belli mağazalarla anlaşma yapar ve öyle satarlardı, garip bir piyasası da vardı bu işin. Üniformaları devlet herkese tedarik etmediği sürece bu argüman yersiz kalıyor. Ayrıca insanlar sadece okul için giysi alıyorlar ve geri kalan zamanlarda çıplak dolaşıyorlar gibi bir durum da sözkonusu değil, herkesin giysisi var giydiği. "Sınıf" konusuna gelince, üç nokta var: 1. Günümüzde çocukların birbirlerine sınıfını gösterecekleri milyon tane alan var; ayakkabı gibi üniforma harici giysilerden tutun kırtasiye malzemelerine, saat vs. gibi aksesuarlardan diğer teknolojik gereklere kadar bu ayrım zaten var. 2. Çocukların birbirlerinin hayatın diğer alanlarında rahatlıkla gözlemleyeceği farklarını yok sayacağı  bir ortam yerine, bu farklılıkları görüp tolere edeceği/benimseyeceği bir ortam sağlamak da daha faydalı olabilir. 3. Özel okullar gibi bir gerçeklik varken sanki bütün okullar devletinmişçesine "sınıf" argümanı geliştirmek ezberci kaçıyor.

Gelelim üniforma üzerine yapılmış araştırmalara. Üniforma günümüzde faşizan zihniyet hüküm sürsün ya da herkes eşit olsun diye uydurulan bir kural değil, öğrencilerin okula geliş sıklığı, öğrencilerin davranışları (sigara ve uyuşturucu kullanımı, kavgalar vs.), öğrencilerin başarısı, öğretmenlerin tutumu vs. gibi bir çok alanda etkilerini ölçmeye çalışan araştırmalar var. Bu konulardaki bulgular ülkeden ülkeye değiştiği için kesin bir yargıya varmak zor, ama aşikar olan şu ki üniforma bazı hususlarda olumlu/olumsuz etkilere yol açarken bazen hiçbir etkisi de gözlenmiyor.

Özetle demek istediğim şu: Üniforma hususu, gayet şaibeli bir tedrisata maruz bırakılıp öyle ya da böyle militer bir tornadan geçirilen öğrenciler için "özgürlüğün kapısı" olmayacağı gibi, serbest bırakıldığının ertesi yılı "sınıf savaşları" da yaşanmayacak. Konunun bu absürdist argümanlardan uzaklaştırılıp, yukarıdaki paragrafta italize ettiğim gibi parametrelere bakarak değerlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır. Memlekette bu kadar eğitimci, psikolog, sosyolog vs. varken bu konu siyasilerin ve köşecilerin partizan argümanlarının boyunduruğu altına sokulmamalı.

Dipnot: Bıyık ve sakalı serbest bırakmayan bir kıyafet serbestisi tam değildir. Öğrencilerin her sabah traş olma derdine son! Bırakınız salsınlar.

4 yorum:

heidi klimt dedi ki...

Keşke bahsettiginiz dogrultuda uygulama degisimi oncesi,sirasi ve sonrasi "Memlekette bu kadar eğitimci, psikolog, sosyolog vs. " konuyu derinlikli arastirsa dedim. bilmirum ki bu karari milli egitimde nasil bir kutle aldi!?
Serbest olmasi taraftariyim.

Ateş Kıral dedi ki...

Keşke bu konuyu incelerken bütün bir sunufın veya bir kısmının okula tesettür ile giriş yapmasının da incelenmesi ve sosyolojik olarak ötekileşme ve kutuplaşmanın yüksek derecede yaşandığı bugünlerde bu olgunun küçük yaştaki beyinlere nasıl bir etkide bulunabileceğini de irdeleseymişsiniz. Şahsi kanaatim yazınızın kapsamı çok dar olmuş

Eren dedi ki...

Diyelim sinif farklarini belirginlestiren uygulamalar ozunde yanlis/zararli olsun. Simdi "Günümüzde çocukların birbirlerine sınıfını gösterecekleri milyon tane alan var" tarzi argumanlarda sakat bir yan yok mu? Zararli/carpik bir toplumsal gerceklik hayatimizin bircok alaninda mevcutsa, onunla kismen de olsa, kapsami dar da kalsa mucadele etmek sacmadir gibi bir mantik var arkasinda. Burada yaptigin bu gercekligin ozune dair bir elestiri getirmek degil. Pratikte bu gerceklikle her bir mecrada mucadele etmek mumkun veya bazi sebeplerden dolayi arzulanir degilse mucadeleyi tumden de birakabiliriz demek. Ayrica bir mecradaki mucadelenin zamanla diger mecralara dogru, kendiliginden olumlu spill-over etkileri olamaz mi? Ben burada uniforma iyidir kotudur demiyorum. Sadece argumanin gecersizligine vurgu yapmak istedim.

semioticus (shelbyl) dedi ki...

Eren,

"Zararli/carpik bir toplumsal gerceklik hayatimizin bircok alaninda mevcutsa, onunla kismen de olsa, kapsami dar da kalsa mucadele etmek sacmadir gibi bir mantik" yok dedigimin arkasinda. Cunku benim fikrimce uniforma zaten bir mucadele alani degil. Yani elestirim "kismen mucadele etmek sacmadir" degil, "mucadele kisvesi altinda etkisiz ve hatta zararli isler yapmak sacmadir" diye okunmali. Ya da ben oyle okuyorum diyelim.