2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

29 Ekim 2010 Cuma

İkinci Bayram Yazısı

Öncelikle bir önceki yazımdaki bir noktaya açıklık getireyim, oradan da geçişi yaparız:

Efendim, her ülkenin bir kurucusu vardır. O ülkenin kurucusu da, o ülke devam ettikçe, anılmaya devam eder. Bizdeki sorun, nispeten daha hala yeni bir ülke olmamız, ve de dışarıya yeni yeni açılmaya başlamamız. Bu yüzden, Atatürk sadece bir "kurucu" mevkiisine indirgenemedi, hala daha kimi insanlarca "tek yol gösterici" olarak kabul ediliyor. Bu bakış açısı anlaşılabilir, lakin sonuna kadar da tenkit edilmelidir ve edilecektir.

Bugün ABD'de baksan Jefferson, Hamilton ve de Washington çoğu noktada farklı düşünmüş üç adet kurucu babadır. Ama bugün bu kurucu babalar, fikirlerinden bağımsız olarak o mertebedelerdir. Scalia gibi dingil Anayasa Mahkemesi üyeleri haricinde de bu babaların fikirlerine sadece temel düzeyde atıf yapılır (özgürlükler anlamında, çünkü günümüz retoriğine de uyar bu babaların fikirleri) Ya da ne bileyim, Almanya'nın kurucusu Bismarck'tır, Hollanda'nın kurucusu William'dır, Hindistan'ın kurucusu Gandhi'dir vs., ve bugün o isimlere fikirlerinden bağımsız bir saygı duyulmaktadır. Gandhi'nin fikirlerinden hiç haz etmeyen Hintlilerle konuşmalarımızda "Tabii ki sonuçta ülkeyi o kurtardı, kabul." motifi vardı. (Buradan bu isimler hiç eleştirilemez, haklarında espri yapılamaz falan gibi bir anlam da çıkmasın; sonuna kadar dalga geçilebilirler bu kurucu babalarla, geçilmelidir de ve hatta.)

Atatürk'ün statüsü, zamanla dekonstrükte edilecektir/edilmelidir, ve de o da normalleşmiş bir kurucu haline dönecektir/dönmelidir. Bu süreçte de Atatürk'ün eylemleri ve fikirleri tartışılacaktır. Bu tartışma sırasında, Atatürk'ün dogmalaştırılması da sorgulanacaktır. Lakin "Atatürk'ü peygamberleştiriyorlar" cümlesindeki "Halbuki bizim peygamberimiz belli" örtük anlamını es geçmeyelim, dediğim budur.

* * *
Buradan bayram mevzuusuna gelelim. Bir ülkede, ülkenin bağımsızlığını ilan ettiği/kurulduğu günün kutlanması çok normaldir. Fakat bu kutlamaların içeriği tartışma konusu yapılmalıdır. Ben hala daha ilkokul çocuklarının üniformalarını çekip de rap rap rap rap yürüdüğü bir kutlama şeklini tasvip edemem. Ya da her bayramda stadyumda gösteriler yapılmasını vs. de tasvip edemem.

Tabii ki çeşitli günler anlamlıdır. 19 Mayıs anlamlıdır, 23 Nisan anlamlıdır. ABD'de de Kolomb günü var, Şehitleri Anma Günü var, İşçi Bayramı var vs., fakat bu bayramlarda kimse bu tür farslara girmiyor. Onlar "anlamlı gün" olarak, insanların dimağında yer ediyor sadece. Ve hatta "Oh be bugün okul yok" şeklinde bir anlam bile olsa da, normaldir bu.

Fakat bu tür -hala sürüp sürmediğini bilmediğim- kutlama çeşitleri minimuma indirilmelidir. Çocuk Bayramı'nda çocuklar için festiviteler olsun, Spor Bayramı'nda ülke çapında spor müsabakaları düzenlensin, Cumhuriyet Bayramı'nda coşkuyla ülkenin kuruluşunu kutlayalım vs., kabul. Ama her bayramda kortej geçmesin lütfen, her bayramda şiirler okunmasın, gözyaşları dökülmesin vs.

Sonuç: Kavramlar azamiyetle iç içe geçmiş halde olduğundan, bazen eleştirilerin nesnesi şaşabiliyor. Kemalizm'in erk düzeyinde algısı ile, Kemalizm'in birey düzeyinde algısı karışıyor; ya da bayram dediğimiz olgunun ne ifade etmesi gerektiği Atatürk'ün kişiliğine bağlanabiliyor vs. Yapmayın etmeyin gençler, onu diyorum.

Kalın sağlıcakla.

7 yorum:

alper dedi ki...

Amerika'da şehitleri anma günü..hımm.güzelmiş.bana bir amerikan şehidi nasıl olur nasıl olunur tarif edebilirmisiniz.şehit kelimesi nedir tarif edebilirmisiniz.

sokaktaki adam dedi ki...

ldükten sonra "öbür dünya"da 70 akrabası için şefaat eyleyecek şanslı amerikan ordusu askeri?

shelbyl dedi ki...

Ahahaha, Turkiye konseptine gore adapte ettim yahu, yoksa Amerika din degistirmedi toptan.

Orijinal adi Memorial Day, 31 Mayis'ta kutlanir.

Bir de Gazileri Anma Gunu (Veteran's Day) var 11 Kasim'da, ama simdi ona da "Gazi nedir?" deyip kizar alper kesin :)

kesik dedi ki...

Şehit, şehadet eden, şahit demektir. Şehit kutsala şehadet/şahitlik eder. Teolojik söylemde kutsal, tanrının varlığıdır ve din adına ölümle gelir şahitliği. Milliyetçi söylemde kutsal, milliyet kavramını veren çatışmadır. Bu durumda birinin milliyetinden dolayı girdiği bir çatışmada ölmesidir şahitliği veren. O yüzdendir ki her dinin/ülkenin/söylemin şehidi farklıdır. Haçlı seferlerinde savaşta ölenler hristiyan şehitlerdi. Muhammed'in ordusundan ölenler de Müslüman şehitler.

Amerikan şehitleri de 2. Dünya Savaşı'nda, Vietnam'da, Kore'de, Irak'ta ve Afganistan'da ölen insanlar olabiliyor bu durumda. Bu insanlar Amerika'nın kutsal kökenine(Amerikanlık) şehadet ettikleri için bu adı alırlar. Tabii ki bunun avamcası onların demokrasi için, özgürlük için ya da Amerika için öldüğü yönündedir. İngilizcesi olan martyr de etimolojisinde şehadeti içerir zaten. Türkçesi de gerçekten 'şehit'tir. Doğru bir çeviri yani Burak'çım.

Daha iyi bir fikir edinilmek isteniyorsa Agamben'in Homo Sacer'i okunabilir.

eren dedi ki...

@kesik

Isim kullanman dikkatsizlik eseri mi yoksa bir sakincasi olmadigi icin mi?

eren dedi ki...

@kesik

Isim kullanman dikkatsizlik eseri mi yoksa bir sakincasi olmadigi icin mi?

kesik dedi ki...

Aa, şimdi farkettim. Dikkatsizlik eseri. Sakıncası da yok aslında. Bulmak isteyen iki üç kurcalayıp bulabilir hepimizin isimlerini. Kaçış yok yani. Ben konuk yorumcuların adlarını bile yazdıklarının içeriğinden bulabiliyorsam (facebook'tan eklediğim var :) ), sakınca eşiğini geçtik diyebilirim.