2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

23 Şubat 2009 Pazartesi

ibrahim tatlıuyak

Yoldaş Shelby'nin (1. Komünal dedik bir kere, 2. özel hayat saydamlığı konusunda konsensüs nedir? hoş, e-posta adreslerinde isimlerimiz zaten yazıyor) yazısı olmasa Ceza'nın İbo Show'a çıktığından haberim olmayacaktı (Kavga konusunu duymuştum çünkü iş arkadaşlarım offiste hurriyet.com.tr okuyorlar. (Bu konuya fazla girmeyeceğim çünkü burası daha çok radikal-iki'sel bir sanal ortam(bakınız self-reference))) Shelby'nin transkripsiyonu içimi rahatlattı çünkü İbrahim Tatlıses'in rhymeları anlamsız bir kaç kelimeydi. Ki ben bu bireyden "Seninle benim aramda irice bir fark var" gibi sözler duysam şaşırmazdım. (yuh) Öte yandan akla gelen diğer bir soru Ceza'nın o programda ne aradığıdır. Aslında buna ben pek şaşırmadım çünkü Ceza geçtiğimiz haftalarda sanırım adı Rapstar (Aslında bu Ceza'nın albümlerinden birisinin adı) olan bir yarışma programında jüri üyesi olarak ekranlara çıkmaktaydı. Programı bir kere kısa süreliğine seyrettim ama gözlemlediğim kadarıyla Ceza çok gergin ve suskundu. Kötü rap'e kısaca "kötü olmuş" diyip sırasını savıyordu. Yarışmayı seyrettikten sonra Ceza'nın myspace sayfasına giderek bu konuda biraz daha bilgi edinmek istedim. Sayfada Ceza'nın menajeri Roka tarafından yarışma hakkında neredeyse özür dileyen, defansif ve mantıksallaştıran bir açıklama vardı. Bay Roka programın kendilerinin beklediği gibi olmadığını daha workshop ağırlıklı, Türkçe rap'i geliştiren ve tanıtan bir formatta olacağını beklediklerinden, bunun için çalışacaklarından bahsediyordu. İbo Show'un hemen sonrası bay Roka başka bir yazı yazarak yine benzer düşünceleri aktarıyordu: gömlek üstü yelek giymiş,ayağında şalvar, kafasında kasket ile rap şarkısına elleri havada ritm tutan bir adam hiç görmemiş olmanız sizde şaşkılık uyandırabilir,gözünüze abest gelebilir ama gönül gözüyle bakabilirseniz hayatında belki de hiç rap ya da Türkçe rap dinlememiş insanların o hallerini coşku ile karşılarsınız inanın. benim tamamen büyük önyargı ve stres içerisinde izlediğim ancak aslında büyük bir olayın gerçekleştiğine şahit olduğum yegane programlardan oldu. kaynak burada Ceza ve beraberindeki insanların "gerçek, bozulmamış, satılmamış hip-hop" adına dışarlayan bir tavır sergilememeleri ve hiphop kültürünü ne pahasına olursa olsun yaymak istemeleri olumlu bir yaklaşım olarak görülebilir. Popüler kanallarda devamlı dinletilen alışılan müzikal biçimlere bir seçenek sunulması saygı duyulasıdır. Zaten Ceza'nın duruşunda her zaman bu şekilde uzlaşmacı ve açıklayıcı bir taraf olmuştur. Yıllar önce Harbiye Açık hava Konser salonunda bir konserinden önce yaptığı bir röportajda gençlerden anne-babalarına şarkılarını dinletmelerini istemiş, yaptığı müziğin dejenere olmadığını savunmuştu. Bununla birlikte pop müzisyenler dahil çok farklı sanatçılarla çalışıp, değişik tarzlarda müzik yapmıştır. Hatta yakında Müslüm Gürses ile bir konsere çıkıyor kendisi... Yıllar önce John Cage de bir televizyon programına çıkıp inandığı müziği insanlara göstermeye çalışmıştı. En azından bugün Ceza televizyon ve halk tarafından John Cage'e göre çok daha fazla saygı görüyor.

3 yorum:

shelbyl dedi ki...

Ceza'nin Ibo Sov'da ne aradigini gayet anlayisla karsilasam da, benim takildigim nokta su: Oryantalist bakis acisinin tam tersine maruz kaliyor bu tur girisimler. Bakis acisindan kastim su: "Aa bak cocuklar birseyler yapmis, haydi hop hop". Bu yaklasim, muzikal gelisim acisindan olumlu mudur, yoksa statukonun yerlesmesine mi katkida bulunur?

Farkli bir ornekten gidelim. Mor ve Otesi'nin onderliginde rock muzikin Kral TV'de yayinlanmaya baslamasi, memlekette rock muzige toleransi mi arttirdi, yoksa rock muzigin pop muzik olarak algilanip populer dejenerasyonuna mi yol acti? Gecenlerde en iyi 10 Turk pop albumu diye bir listemsi yayinlandi, orada Mor ve Otesi'nin Buyuk Dusler albumu vardi mesela. "Rock'cilar hala satanist, ama Mor ve Otesi efendi rockci" gibi bir zihniyet mi olusuyor mesela bu tur yaklasimlar sonucu?

Zaten bu tur alternatif muziklerle ic ice buyuyen yeni nesil ile birlikte birseylerin degismesini mi beklemek lazim, yoksa genel konsensusa oynamak mi daha iyi? Soru bu bence.

ahmetkizilay dedi ki...

Bir çok açıdan alternatif müziğin popüler toplum tarafından karşılanması "ay çocuk bir şey yapmış, üzülmesin alkışlayım bari"den öteye gitmiyor gibi gözüküyor. Bunun müzikal gelişime nasıl yansıdığı ilginç bir konu.
Sanatsal açıdan bence neredeyse hiç etkisi yok. Çünkü bence müzik dinleyen çok çok az insan müziğin "insanın içinde güzel duygular uyandıran sesler"den daha geniş bir kavram olduğunu düşünüyor. Senin özgün çabaların "iyi bir fikir ama müzik değil"den öteye gidemiyor.
Statüko da müzik de organik bir kavramdır. İbo Show'da Ceza dinlemek ilk bakışta müzikal ve sosyal dışlamayı destekleyebilir ama uzun vadede bir sentez kaçınılmaz olabilir. Ki bu sentez için beklememize gerek yok: şu an gerçekleşiyor. Ve bunu bir taraf için ilerleme diğer taraf için dejenerasyon olarak görmek de elitist (benim yazdıklarım ne kadar elitist acaba...) bir yaklaşım olabilir. Mesela Mor ve Ötesi'nin ya da diğer rock grupların başarısı (beğenilmesi) popüler müzik anlayışına bir dürtü oluşturdu. Bunun sonucunda müzikal anlamda hiçbir partinin gerilediğini sanmıyorum. Mor ve Ötesi'nin müzikleri hala kaliteli mesela... Pop müzik şarkıcıları rock müziği sahiplenme gibi bir girişimde de bulunmuyorlar. Bu farklı tınıları bir çeşni olarak görüyorlar.
Tabii ki bu kısa yorum belirttiğin tüm sorulara cevap değil...

shelbyl dedi ki...

Yazdiklarinin hepsine katilsam da, su nokta cevapsiz kalmis senin de belirttigin gibi.

Bu ulkede, zaten internetle, artan festivallerle, youtube'le vs. farkli muziklerle hasir nesir olan, begenilerini gelistiren bir kitle var. Mikro duzeyde sentez gerceklesiyor; taksiye bindiginde adam disko disko caliyor, dunun burnu buyukleri arabeski icsellestirebiliyor vs. Hani Ceza Ibo Sov'a, Sabah Sekerleri'ne falan cikmasa da; o programi izleyenlerin oglu, kizi, kuzeni, arkadasi falan bir sekilde bu adamlari duymus durumda zaten. Bu "farkliliklarin farkindaki" nesle birakmak yetmez mi bu gelisimi? Illa ki konsensus/sahte sempati gerekli mi Ibo'yu izleyen kitle ile?

Bu sorunun cevabi yok zaten, sadece ben elitistlik yapsam da gereksiz buluyorum bu tur girisimleri.