2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

25 Eylül 2012 Salı

Koray Çalışkan ile Pseudo-Bilimcilik Üzerine Diyaloglar

GDO üzerine tartışmalar, ülkede evrim üzerine tartışmaları aratmayacak düzeyde bir kutuplaşma ve bilimsellik kisvesi ile yürütülüyor. GDO sağlayan şirketlerin iş etiği açısından sorunlu dikey integrasyonları, elde ettikleri patentler, dünya üzerinde yiyeceklerin dağıtım mekanizması vs. eleştirilmeli iken durum dönüp dolaşıp iki cepheye geliyor:

1. GDO'lar açlığı önleyecek. Halbuki ne GDO'ların verimi arttırdığına dair bir konsensus var (bazı türler haricinde), ne de bu yukarıda bahsettiğim ekonomik sorunlar çözülmeden GDO'lar bir şeye derma olabilir.

2. GDO'lar sağlığa zararlı. Herhalde şu an üzerine en çok araştırma yapılan beslenme ürünü GDO'lar, ve hala daha hiçbir kesin sonuç veren ve bilim çevrelerinin üzerine uzlaştığı makale yayınlanmadı.

Şimdi bu tartışma zemininden ekseriyetle rahatsız olan ve fırsat buldukça sopayla dürtüklemeye çalışan bir insan olarak, Koray Çalışkan'ın bugünkü makalesini okuyunca kulaklarımdan duman çıkması normaldi tabii. Yazısına bilimse çerçevede getirilen bir eleştiriyi zaten kaleme aldım, bu yazı "ben sana profesör olamazsın demedim, akademisyen olamazsın dedim" tadında olacak o yüzden.

***
Genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) sağlığa olumsuz etkileri uzun zamandır biliniyordu. Ancak araştırmalar yavaş ilerliyor, Monsanto gibi GDO devleri araştırmaları engelliyor, tohumlarının araştırılmasına patent hakları üzerinden izin vermiyordu. Buna rağmen özellikle Avrupa’da birçok çalışma yapılmış ve GDO’lu besinle beslenen hayvanların et ve sütlerini tüketen insanların dahi GDO’ya maruz kaldıkları kanıtlanmıştı. 

Kim biliyordu Koray? Hangi araştırmalar bunu göstermişti? Bir iki kaynak göstereydin? Hem şu dediğin Avrupa'da yapılan çalışmalar, bu AB fonlu olanı ve "25 yıla yaygın bir süreyi kapsayan 130 araştırma projesi ve 500 bağımsız araştırma grubunun çalışmalarından çıkarılacak sonuç biyoteknoloji ve özellikle GDO'nun konvansiyonel tekniklerden daha riskli olmadığıdır." sonucuna varanı da kapsıyor mu Koray? (Bak kaynak gösterince ne güzel oluyor değil mi Koray?) Ya da şu "15 yıldır GDO tüketilmesine karşın bir sağlık komplikasyonu gözlenmemiştir" diyen çalışmayı? 

GDO kanser yapıyor
Sekiz bilim insanı 2 yıl boyunca aynı gıdanın GDO’lu ve GDO’suz haliyle beslenen farelerin sağlığını inceledi. GDO’lu gıda ile beslenen dişi ve erkek farelerin farklı kanserli tümörler geliştirdikleri saptandı. “Séralini, G.-E., et al. Long term toxicity of a Roundup herbicide and a Roundup-tolerant genetically modified maize. Food Chem. Toxicol” referanslı makaleye http://dx.doi.org/10.1016/j.fct.2012.08.005 adresinden ulaşabilirsiniz.

E madem kaynak gösterebiliyorsun, yukarıdaki genellemenin genellemesinde cümlelerinde neredeydi bu referanslar Koray? Ama tabii kaynak göstermen dezavantajına oldu, çünkü daha dakika bir gol bir: Fare (mouse) ile sıçan (rat) farklı şeyler. Ama tabii sonra "farecikler" diye demagoji yapamazsın sıçan dersen değil mi? Ha bir de şunu demeyi unutmuşsun (?), bu sıçanlar zaten genetik olarak kansere yakalanma riski yüksek türden, ortalama %72'si zaten hiçbir "treatment" olmadan kansere yakalanıyor eski bir araştırmanın bulgusuna göre. Ama tabii onu yazarsan "farecikler sıfırdan kanser olmuş :((" etkisi yaratamazsın değil mi Koray? 

(...)GDO destekçileri bu konuda ‘büyük tartışmalar olduğunu’, ‘bilime karşı insanların ergen heyecanıyla GDO’ya karşı çıktığını’, “Zamanında cep telefonu da kanser yapıyordu, hani bak, yok bir şey” diyerek meseleyi bir parça sulandırmaya çalışıyor. 
Meseleyi kim sulandırıyor Koraycım pardon?

Yok bizde GDO çalışmaları yasakmış, GDO çalışmalarını serbest bırakırsak biz de gelişirmişiz... GDO zaten doğal bir şeymiş, ıslahla aynıymış...
Koraycım bunun GDO'nun kanser yapmasıyla ilgisi ne? Madem bir şey salladım, ona dayanarak hepsini geçireyim mi dedin n'aptın?

Önce bir-iki cehaleti giderelim.
Onu giderdik zaten yukarıda da, buyur tabii çok istiyorsan.

Türkiye’de GDO hakkında araştırma yapmak yasak değildir. Bu yazıyı yazmadan önce üç genbilimci bilim insanı arkadaşımla hem yeni makaleyi tartıştım hem de son çalışmalarından konuştum.
Eğer bu arkadaşlarında konuşmana karşın bu yazıyı yazabildiysen üç ihtimal var Koray: Senin arkadaşların seni yiyor, hiçbiriniz İngilizce bilmiyorsunuz ve Google kullanmıyorsunuz, ya da senin de ima ettiğin gibi arkadaşların "üçgenbilimci", o yüzden çok ilginç bir şeyler yapıyorsunuz.

Türkiye’de yasak olan GDO’lu ticari tohum ekmek ve satmaktır. GDO sıradan bir ıslah mıdır diye soramadım; ayıplarlar diye... 
Halbuki ayıplanma konusunda bir çekincen yokmuş Koray, iki saattir onu anlatmıyor musun?

 (...)

Kanser kanıtı
Her bilimsel bulgu tartışılır.
Bu cümlenin bir öncesinde "kanıt" demişsin, bütün yazı tırıvırı yapmışsın, insan bunu yazmaya utanır yahu.

Son çıkan makale de tartışılacak. Bilim böyle ilerler. Ancak henüz GDO’nun kansere neden olmadığına dair bir kanıt yok elimizde.

Sevgili Koray,
Bilimin nasıl ilerlediği hakkında konuşup, sonra "negatif bir durumun kanıtı yok" diyebilmen, senin su katılmamış bir köşeyazarı olduğunu gösteriyor. Yukarıda iki saat attın "şöyle kanıt var, böyle bulgu var" diye, bir tane kaynak vermeden, bak abartma bence...

GDO-kanser ilişkisi hakkında ise birçok kanıt var.
Ne dedim la az önce ben?

Türkiye’nin de taraf olduğu ve biyogüvenlik konusunda en etkin uluslararası protokol Cartagena’ya göre ‘ihtiyat prensibi’ bilimsel zararı olmadığı kanıtlanmamış GDO’lar konusunda gayet açık. Son bulgulardan sonra GDO’ların dalgalar halinde gıda sektöründen çekileceği kesin. 
Monsanto'yla konuştum, "Koray bizi mahvetti, bütün fabrikaları kapattık" diye ağlıyor.

Bu noktada Türkiye, ABD gibi holding tarımı yapan GDO’cu ülkelerin ilerisinde. Türkiye’de GDO’lu gıdalar soframıza henüz giremiyor. Ancak maalesef hâlâ hayvan yemi olarak ithal ediliyor.
GDO'cu ülkelerin kime göre ilerisi, neye göre ilerisi Koray?

En kısa zamanda bu araştırmadaki fareciklere dönmemek için laboratuvarlarımızı genbilime sonuna kadar açarak GDO’ya ülkemizin kapılarını kapamalıyız.
Bir, farecikler öpsün seni. Sıçan onlar. İki, laboratuvarlarını genbilime açmanın (bir dakika, genbilim ne lan?) GDO'ya kapıyı kapatmayla ne alakası var Koray? Nasıl bir mantık bu Koray? 

Neyse Koray, sen yeme GDO. Zıkkımın kökü GDO'suz oluyormuş Koray. Afiyet olsun.

3 yorum:

Eren dedi ki...

Eline saglik. Guzel bir hiciv yazisi olmus. Ben de bugun okudugumda Caliskan'in yazisina epey saydirmistim. GDO'lu urunlerin etiketlenmesi gibi talepler hakkinda suradaki blog yazisi ve altina yapilan yorumlarin bazilarini siddettle tavsiye ederim:

http://marginalrevolution.com/marginalrevolution/2012/09/should-there-be-required-labeling-of-gmos.html

shelbyl dedi ki...

"I’ll support GMO labeling if the pro-Organic folks will support mandatory labels saying that these crops were fertilized with animal feces and not treated for potential diseases on all “organic” products."

Favorim bu galiba.

Isteyen gida firmasi urununu "GDOsuz" diye etiketler. Isteyen de gider onu alir. Eger ki cok talep olursa, firmalar da ona gore politika gelistirir.

Neden illa bir otoritenin bunu yapmasi isteniyor ki? Hele ki o otoritenin gecmiste etkisizligi defalarca gosterilmisken?

shelbyl dedi ki...

Bu da ikinciligi alsin:

"'Without a big, strong, effective government could we trust the studies?'

You must be trolling."

You must be trolling denen kisinin lakabinin Nikolai Luzin olmasi daha guzel kiliyor tabii bu diyalogu.