Neyse, gelin bu efsanenin geri dönüşünü belgeleyen açıklamanın metnini kıralım.
"Büyük Önder Atatürk'ün Türk ulusuna armağan ettiği en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti" - Bzzt, yanlış cevap. Atatürk, Türk ulusuna cumhuriyeti armağan etmemiş, cumhuriyeti toplumla beraber bir mücadele vererek kazanmıştır. Cumhuriyetin kurulduğu zamanda, toplumsal bilinç düzeyinde baktığımızda bir Türk ulusundan bahsedemeyiz bile. TSK'nın, Milli Mücadele'yi ve Türkiye Cumhuriyeti devletini bir kazanım olarak değil de Atatürk'ün bir lütfu olarak görmesi, zihniyetin nasıl çalıştığının en güzel göstergesidir.
"demokratik bir yapı ve sağlam hukuki temeller üzerinde yükselerek bugünlere ulaşmıştır" - Ordunun siyasete dair yaptığı bir açıklamada "demokratik" bir yapıdan bahsetmesi, ironinin en güzel örneklerinden birisi değildir de nedir? Bakın devletin üzerine oturduğu "sağlam" hukuki temellere hiç girmiyorum, kafayı taşlara vururum yoksa.
"Dil, kültür ve ülkü birliği, bir millet olmanın başta gelen vazgeçilmezleridir. Dil birliğinin olmaması durumunda bunun sonuçlarının neler olacağı, tarihteki birçok acı örnekleriyle gözler önündedir." - Bu Milli Güvenlik kitabından fırlamış cümle çok önemli. Dil birliğinin olmaması durumunda çökmüş devletler varmış. Şu link'te, şu andan dünya üzerinde dil birliğini sağlamamış olan, bünyesinde konuşulan dilleri resmi düzeyde bir şekilde tanımış olan ve de buna rağmen sapasağlam duran 90 küsür ülkeyi bulabilirsiniz. Şöyle özet geçeyim ya da: Belçika, Finlandiya, Polonya, Portekiz, İsveç, İsviçre, Hindistan, Singapur, Kanada gibi ülkeler, tarihsel açıdan bize ne tür bir "acı örnek" sundular? Esas acı örnekler, bu dil ve kültür birliğini sağlama yolundaki yıkıcı tutumdan kaynaklanmıyor mu zaten?
"TSK ... Ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir." - Beni anlamadın ya, ben ona yanıyorum TSK. Sizin böyle bir misyonunuz yok, olmadı ve olmamalıydı. Ben TSK'nın üniter devlet gibi soyut ve tartışılan bir kavramı korumasını istemiyorum. Ben TSK'nın, beni dış mihraklara karşı korumasını istiyorum. Ben TSK'nın beni -varsa eğer- dış düşmanlara karşı güçlü hissettirmesini istiyorum. Eğer dış düşman yoksa da, kendine sıkıntıdan ve var olan otoritesini kaybetmemek adına misyon yaratmasını istemiyorum.
O açıklamanın başında bahsettiğiniz demokratik yapıda TSK bu konularda taraf değildir ve olamaz! Şunu kabul ettiğiniz gün çok mutlu olacağız yurt sathında.

