2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2009 Çarşamba

Onyılın Zartı Zurtu

Yazarlar buraya edit yaparak eklesinler isterlerse, ben başlatıyorum çılgınlığı. (Hiçbiri tercih sırası değildir bu arada, "x'i ilk sıraya koymuşun ama y 8. olur mu?" falan demeyin.)
Onyılın en iyi on albümü:
1. Radiohead - Kid A/Amnesiac (Thom Yorke da bu ikisini bir albüm olarak görür zaten, ayrıca buradan Kid A'i yüceltip Amnesiac'ı beğenmeyen "kritik"lere de tekrar "selam"larımı yolluyorum.)
2. Radiohead - In Rainbows
3. Tool - Lateralus
4. Queens of the Stone Age - Songs for the Deaf
5. Alice in Chains - Black Gives Way to Blue
6. Gogol Bordello - Gypsy Punks: Underdog World Strike
7. The Roots - Game Theory
8. Gorillaz - Demon Days
9. Portishead - Third
10. Muse - Origin of Symmetry (son iyi işleri)
Mansiyon: Jay Z - The Blueprint, White Stripes - Elephant, Radiohead - Hail to the Thief
Kriter: Kendini tekrar tekrar dinlettiricilik ve önyargı yıkıcılık.
Onyılın en iyi on filmi:
1. Memento
2. Cidade de Deus
3. Le fabuleux destin d'Amelie Poulain
4. Requiem for a Dream
5. El laberinto del Fauno
6. The Bourne Trilogy
7. Oldboy
8. Snatch
9. Amores Perros
10. Finding Nemo
Mansiyon: Eternal Sunshine of the Spotless Mind, The Prestige, Donnie Darko
Kriter: "Kaç defa izledim, şimdi açıp bir daha izler miyim?" sorusunun cevabı. (Bu sebepten gül gibi The Dark Knight gitti yahu)
Onyılın en iyi on TV dizisi:
1. Lost
2. Dexter
3. Breaking Bad
4. Mad Men
5. The Office
6. Arrested Development
7. 30 Rock
8. Family Guy
9. Curb Your Enthusiasm
10. It's Always Sunny in Philadelphia
Mansiyon: Futurama, The Sopranos (daha bitmedi), The Wire (daha bitmedi), House (sezon ortaları tempo düşüyor), Six Feet Under (daha bitmedi)
Kriter: Başladı mı bırakamama, kalitenin sürdürülebilirliği/sürdürülmüşlüğü. (Prison Break, Scrubs ve Weeds bu son sebepten elenmekteler.)
Özel Ödül: Dizi olmadıkları için, ama bu post'ta değinilmeleri şart olduğu için; The Daily Show with Jon Stewart ve The Colbert Report.
Onyılın en iyi on kitabı (Önemli not: On kitabın onunu okumadım, biraz "bir arkadaşım" muhabbeti, biraz kitaplardan okuduğum "alıntılar", biraz röportajlar da geçerli bu listenin oluşumunda o yüzden. Bu konuda en kalifiye olmayacak adamlardan biriyimdir herhalde blog'daki. Okuduklarımdan on tane seçecek kadar "listeye girecek kalifikasyona sahip" kitap okumamışımdır zaten son 10 yılda, seçsem hepsi Türk yakın politika tarihi olur o yüzden. Vonnegut ile Wallace dışında bu döngüyü kırabilen olmuyor pek, olanların da birkaçı aşağıda. Infinite Jest hala daha bitecek...):
1. Consider the Lobster - David Foster Wallace
2. A Man Without a Country - Kurt Vonnegut
3. Persepolis - Marjane Satrapi
4. The God Delusion - Richard Dawkins
5. Freakonomics - Steven Levitt & Stephen Dubner
6. The Kite Runner - Khaled Hosseini
7. Everything is Illuminated - Jonathan Safran Foer
8. Fast Food Nation - Eric Schlosser
9. Peeling the Onion - Günter Grass
10. The Tipping Point - Malcolm Gladwell

9 Temmuz 2009 Perşembe

Ebleh Reality Showlar - Benimle Çiftleşir Misin?

Bir önceki yazımda "Bu da oldu" demiştim, fakat onu geri alarak "Bu da oldu" diyorum. Kanal Televizyon (a.k.a Ajdar T.V.) bir grup hayvanın aynı ortamda kalıp çiftleşmesini konu alan bir televizyon programı yapmaya karar vermiş. Üstelik de "Türkiye’nin en ateşli hayvan hakları savunucusu Panter Emel" programın sunuculuğunu üstlenmiş. Ayrıca aramızdaki zoofiller için de bu program tamamen sansürsüz olarak yayınlanacakmış. Ki adamlar sıkılmadan yazmışlar: "Belki siz de bu programda olmak için yanıp tutuşacaksınız". Bakalım fil ile köpeğin medyatik çiftleşmesi programın rating rekorları kırmasını sağlayacak mı? Yeter artık.

25 Haziran 2009 Perşembe

Ebleh Reality Showlar - Tövbekârlar Yarışıyor

Evet, sonunda bu da oldu. Bir grup ateistin farklı dinlere mensup din adamları tarafından imana getirilmesini konu alan bir yarışma programı Kanal T (sanırım)'de başlıyor. Okurken emin olmak için birkaç kere kendime tokat atmak zorunda kaldığım haber kendi içinde yeteri kadar komedi içerdiğinden daha fazla bir şey yazma ihtiyacı duymuyorum... Acaba bu program iptal edilmeden önce (başladıktan sonra iki hafta içinde) kaç tane linç girişimi olacak... Ayrıca Radikal the Onion'a hiç bu kadar çok benzememişti...

15 Mayıs 2009 Cuma

Çoğul Delirmeler Diyarinda Televizyon ve Çocuk Hakları

Son zamanlarda Facebook'ta dolaşan bir videoya gözüm takıldı dün gece. Videonun alındığı programın ismi ByKus Show, ShowTV'de uzun zamandır yayınlanmaktaymış, merak edenlere: ByKuş Yol Hikayeleri - Kuş Avcıları-1 Doğulu yahut kırsal kökenlilerin aksanı, giyimi, yaşam tarzı vs. ile şehirli şehirli dalga geçmek nicedir mizah olarak satılıyor zaten, hadi buna artık şaşırmadık diyelim (tiksinmekle şaşırmak arasındaki çizgi de gitgide inceliyor gerçi). Konserve kahkahalarla izleyiciye nerede gülmesi gerektiğini hatırlatmayı, böylece hepimizi aptal yerine koymayı da Türk televizyonculuğunun Amerika'dan kaptığı bir sinir bozuculuk olarak sineye çekelim şimdilik. Zira derdim bunlar değil. Türk televizyonculuğunu kurtarmak filan hiç değil, ütopyanın anlamını bilecek yaştayız cümleten. Burada söz konusu olan bariz bir çocuk istismarı ve bunun bize şaka diye yutturulmaya çalışılması. Kuşları korumak adı altında, baykuş beyinlilerin verdiği hüküm çok açık: "Sayın izleyici, siz yeter ki gülün, düşünmeden önünüze gelene gülün, sizin eğlenmeniz için 1-2 çocuğun psikolojisiyle, adalet algısıyla, otorite figürüne yaklaşımıyla oynamak bizim için bir zevktir. Zaten çocuklara hayvan sevgisi aşılamak misyonuyla yola çıktık, sopayla eğitim hizmeti veriyoruz. Kuşlar çocuklardan daha değerlidir, pedagoji ise Tanzanya'da bir şehir adı. Ama bunu misal İstanbul'da kedi tekmeleyen çocuklara yapamayız, çünkü aileleri dava açıp iç çamaşırımıza kadar alabilir, nemize lazım... Yoksa çoluk-çocuk dinlemez yapardık, yanlış anlamayın duyarlı filan değiliz." İşin daha sinir bozucu kısmıysa bunun Facebook, Youtube gibi sitelerde neşeli bir şekilde paylaşılan, altına bol gülücüklü şirin-şeker yorumlar yazılan bir video olması. Çocukların saflığını gösteriyormuş bu video. Kuşları korumaya yönelikmiş, kuş vuran çocuklar hak ediyormuş böyle davranılmayı. Ne varmış ki, herkesin başına gelebilirmiş. Bundan sonraki programlar için benim de önerilerim var: körlerin elinden bastonlarını alıp onları otobana salmak, engellilerin tekerlekli sandalyelerinin altına muz kabuğu koymak, yaşlıların poşetlerini taşıma bahanesiyle yanlarına yaklaşıp şakacıktan cüzdanlarını çalmak, otobüslerin frenlerini patlatıp kaçmak harika kamera sakalarına yelken açmamızı sağlayabilir. Kazayla gülmeyen olursa, tepki göstermeye filan kalkarlarsa diye de saniye başına daya konserve kahkahayı, kimsenin gülmekten kızmaya vakti kalmasın. Nasılsa çoğul delirmeler ülkesinde yaşayıp gidiyoruz.