2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

11 Mart 2010 Perşembe

Hamdolsun "No Stand-By"

Artık stand-by mtand-by kalmadı, vatana millete hayırlı olsun. (Bankaların camını çerçevesini indirip, onca gaz yiyen maskeli süvariler Bretton Woods’u yıkamadılar ama en azından stand-by olmadı, sevinmiştir bir nebze garipler.) Fakat bir süredir ilgili olayları (ister istemez) yakından takip ettiğim için, dün sabah saat 07:30 gibi işe gelip de Reutersimda IMF sözcüsü bayan Atkinson’un yorumunu görünce içim bir cız etti. Gördüğüm kadarıyla içi cız eden bir tek ben de değildim. Yani bütün bu aşağıda derlediğim “talihsiz” açıklamalar kulaklarımızda çınlıyor, beyinlerimizde inliyor idi haberin hemen ardından... Bütün bunları okuyunca nasıl manyakça bir oyun sahneleniyor burada diye soruyor insan kendine. Yani bildiğin spekülasyon kardeşim bu kadarı (bilinçli ya da bilinçsiz fark etmez- gerçi SPK bu açıklamalar ile borsada yaşanan hareketler arasında bir bağlantı kuramamıştı zamanında, ama bu sadece açıklamalar öncesinde pozisyon alan var mı yok mu buna açıklık getirebilir, açıklamaların yarattığı mutlak belirsizliği ve oynaklığı değiştirmez). Anladık, politika bildiğin yalan söylemekten ibaret, laf ebeliği etmek, demeçleri geçiştirmek vs. demek. Fakat, sen Başbakansın, Bakansın kardeşim. Üflesen piyasalar bunu fiyatlıyor, borsada, kurda, faizde ani ve ciddi değişiklikler oluyor. Bunlar sadece düşüp, çıkan rakamlardan ibaret değil- bu kısa süreli oynak değişiklikler- sonradan kendi başlarına daha ciddi sinyallere dönüşebiliyor. İlla kritik açıklamalar yapmak zorunda mısın? Bilmiyor musun, öğretmiyorlar mı sana bu tip sorulardan nasıl sıyrılacağını? Yani olursa olur olmazsa olmaz tipi yuvarlak cevapları da kabul edemiyorum kusura bakmayın. O cevaplar verildiğinde de fiyat hareketleri görüldü, milletin aklı başından alındı. Diyeceksiniz ki piyasalar zaten habere açtır her zaman, ne denilse zaten fiyatlanır. Evet doğrudur ama bu etkilerin farkında olan üst seviye politikacı/bürokratların daha “pasif-etkin” bir tutum sergilemesi gerekir. Benzer gelişmekte olan ülkelerde gördüğümüz gibi... Allahtan son dönemlerde (Özellikle, Ocak başındaki saçma açıklamalardan sonra) birçok piyasa aktörü artık IMF’den bir cacık çıkmayacağı olasılığını fiyatladı (bir nebze) ve şu an itibariyle ciddi bir tepki yok açıklamalar ertesinde. Orta/uzun vadede ise gelişmeleri izleyerek göreceğiz. Göreceğiz derken, giderek yaklaşan seçim mevsiminden- olası referandum vs. den bahsediyorum. Başbakan dün iki taraf da stand-by’a gerek görmediği için yapmadık dedi- Hazine web sitesi ve IMF açıklamalarındakine paralel olarak. Ama şunları da ağzından kaçırdı: “IMF'ye herhangi bir siyasi dayatma olacak olursa kabul etmeyeceğimizi söylemiştim” ve “IMF ile belediye borçları gibi bazı konularda anlaşamadık, bunlar da stand by anlaşmasını ortadan kaldırdı”. Şimdi; eğer stand-by olsaydı nasıl fonlayacaklardı partili belediyeleri? Artık rahatlar... Mali kurallar saptanacak bilmem ne bir sürü şey söylüyorlar ama her şey çok açık: Harcamalarda çok daha esnek olacaklar ve mali disiplin elden gidecek. (Zaten yeteri kadar esneklerdi aslında, sadece belediye borçlarına bakarsanız son stand-by bittiğinde 16-17 milyar TL olan borç 2009 sonu itibariyle 23 milyar civarlarında) Seçim harcamalarına, belediyelere paralar akmaya devam edecek- belki bir seçim daha kazanacaklar işler o zamana kadar batmaz ve bu ekonomik çuvallama ile oy kaybetmezlerse. (Ki batabilir, vardır böyle bir ihtimal- hem yerel hem global olarak) Peki, diyelim kazandılar sonra ne olacak? Nur topu gibi bütçe açıkları bizleri bekler... Sonra yine böyle haberler okuruz bir kaç ay, olacaktı olmayacaktı IMF... Geldiydi gittiydi, eli kulağındaydı, zaruriydi, tantuniydi... Ve nihayetinde stand-by’ı verirler elimize, daha “cici” şart ve isteklerle... Ne seninle, ne sensiz sanki IMF. Neyse konuyu genişlettim istemeden- siz haberleri okuyun kronolojik olarak ve görün ne inciler dökmüş bizimkiler bu süreçte... (Haber trafiği 2 yıl geriye gidiyor, ben bu kadarını yeterli buldum.) -BRÜKSEL, 26 Haziran (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir anlaşma imzalamaya Türkiye'nin çok yakın olduğunu, ancak IMF'nin yakın olup olmadığını bilmediğini söyledi. -ANKARA, 11 Ağustos (Reuters) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Eylül ayından evvel anlaşmaya varmayı istediklerini söyledi. Bakanlar Kurulu'nun ardından dün akşam açıklamalarda bulunan Çiçek, IMF ile yürütülen görüşmelere ilişkin bir soruya, IMF ile, Eylül ayında Türkiye'de yapılacak uluslararası toplantı öncesinde konunun karara bağlanması kanaatinde olduklarını kaydetti. -LONDRA, 18 Eylül (Reuters) - Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin mümkünse Uluslararası Para Fonu (IMF) ile stand-by anlaşması yapmayı tercih edeceğini, ancak anlaşma olmazsa da bunun dünyanın sonu anlamına gelmeyeceğini belirtti. -İSTANBUL, 6 Ekim (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile "yakında" yeni bir anlaşmaya varmasını istediğini söyledi. Erdoğan, ABD gazetesi Wall Street Journal ile yaptığı söyleşide IMF'nin gelir idaresinin özerkliği konusundaki talebiyle ilgili anlaşmazlığın çözüldüğünü ve yakında yeni bir IMF programı konusunda anlaşmaya varılacağını kaydetti. -İSTANBUL, 9 Ekim (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma yapılmasının Türkiye'nin ekonomik toparlanmasını ve büyümesini hızlandıracağını söyledi. -ANKARA, 31 Aralık (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün yapılan AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında uzun süreden bu yana devam eden IMF görüşmeleriyle ilgili sona gelindiğini açıkladığı belirtildi. Milliyet Gazetesi, Erdoğan'ın toplantıda Türkiye'nin şartlarının kabul edildiğini ve iki yıllık bir anlaşmanın imzalanacağını açıkladığını duyurdu. -ANKARA, 11 Ocak (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan, IMF ile görüşmelerdeki sorunların büyük ölçüde aşılmış olduğunu belirterek, yakında bu konunun çözüleceğini söyledi. -ANKARA, 12 Ocak (Reuters) - Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan görüşmelerde işin sonuna geldiklerini, son noktayı koyduklarında açıklama yapacaklarını söyledi. Erdoğan, Rusya'ya resmi ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorusu üzerine, şöyle konuştu: "Şu anda dün de söylediğim gibi, hafta içi ifadem biraz yanlış anlaşılmış olabilir veya ben yanlış ifade etmiş olabilirim. Olay gün, hafta, bu şekildedir. Yani arkadaşlarımız şu anda kesin görüşmeleri yapıyorlar, işin sonuna geldik, diyebilirim. Ama her zaman söylediğim bir şey var: Olursa olur olmazsa olmaz. Bizim öyle herhangi bir endişemiz yok.” -İSTANBUL, 21 Ocak (Reuters) – Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın dün akşam akademisyen ve köşe yazarları ile gerçekleştirdiği toplantıda, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşmeleri sürdürülen anlaşma için, "Olabilir de olmayabilir de. Zaruri değil. Yakında göreceğiz" dediği belirtildi. -İSTANBUL, 4 Şubat (Reuters) - Sabah Gazetesi'nde yer alan bir haberde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Salı günü iş dünyasıyla gerçekleştirdiği toplantıda IMF ile ilgili sürecin Nisan-Mayıs ayına kadar Mali Kural'ın yasalaşmasıyla paralel şekilleneceğini söylediği belirtildi. -ANKARA, 23 Şubat (Reuters) - CNBC-e'nin haberine göre, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ekonomi müdürleriyle dün akşam düzenlediği toplantıda, IMF ile büyümeye dönük bir stand-by üzerinde durduklarını söyledi. -WASHINGTON, 10 Mart (Reuters) - Türkiye ile artık (stand by) program için görüşmeler yapmıyoruz-IMF sözcüsü -İSTANBUL, 10 Mart (Reuters) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, IMF ile bir stand-by anlaşmasının gündemde olmadığını belirterek, bundan sonraki ekonomi politikalarının Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında sürdürüleceğini söyledi.

3 yorum:

shelbyl dedi ki...

Bu konuda birseyler yazmak arzusundaydim, cok isabetli olmus bu, takdir ve tesekkur.

eren dedi ki...

Kalemine klavyene saglik Murat. Spekulasyon teshisi akla yakin bir tespit. Cok acikca yazmasan da AKP kurmaylari "yandas spekulatorlere" guzel paralar kazandirmak icin aylarca laf kalabaligi yapmis demeye getiriyorsun sanirsam. Tamamen ogrenmek icin soruyorum: SPK aciklamalar oncesinde pozisyon alan var mi nasil tespit ediyor?

Murat dedi ki...

Teşekkürler. Valla SPK, haber öncesi ve sonrası tahta hareketlerini inceliyor herhalde. Kim kimden ne almış, ne zaman gibi. Bunları belli bir modele/yapıya oturtabiliyorsa da daha derin inceliyorlar diye biliyorum. Çok da detayına hakim değilim açıkcası. Zaten IMKB bu tarz hareketlere çok müsait bir saha- özellikle IMKB 30-100 dışı. Fakat burada olay aslında yandaş sermayenin önceden falan pozisyon alması değil. Yani birilerinin demeçler öncesi hazırlıklı olması bana biraz komplo teorisi vari geliyor. (Fakat, kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarından evvel bu tip pozisyonların alındığı gerçek! İçerde ve dışarda bu konuda nam salmış ("infamous") 1-2 kurum bariz şekilde pozisyon alıyorlardı yakın dönemde- bildiğiniz insider bilgileri vardı, bu belki başka bir yazının konusu)
Bence mesele, 1)laf kalabalığının tamamen siyasi olması- gidebildikleri kadar gittiler oyalayarak... (nihayetinde IMF olasılığı pozitif bir olasılık ve piyasalar tabiri yerindeyse IMF'in/stand-by'in olma olasılığını seviyordu aslında)
2-ve yazıda asıl altını çizmeye çalıştığım, her konuşmanın üst üste değerlenmesi ve en sonunda artık yalancı çoban hikayesine dönmesi. Bir siyasetcinin/siyasi otoritenin isteyebileceği en son şey....
Bunlar olurken, tabii ki de nemalanan nemalandı bu haberlerden- yerli, yabancı- yandaş ya da değil... Ama nemalanacak tabii, piyasa bu nihayetinde- orasına diyecek çok da bir şey yok aslına bakarsanız.