2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

25 Ocak 2010 Pazartesi

RE:Cennet’e Gidilir Mi Yahu? Ya da, Cehennem: “Cennet’den” Bir Köşe...

Hz. Shelbyl’in de buyurduğu gibi cennette o kadar da bir numara yok aslında (Ve dediler ki: Cennette o kadar da bir numara yok aslında. 43-ez-ZUHRUF). Sütle, huriyle olacak iş değil bu. Gereğinden fazla anlamsız tesisle donatmışlar bence- şu İstanbul’da şehir dışındaki (Beylikdüzü vs.) dev lokantaları andırıyor. İçinde 5000 araçlık otoparkı, çocuk yuvası, orta büyüklükte, minareli bir camisi bulunan hayvani köfteciler, kanatçılar gibi. Yani maksat köfte yemek ama adamlar küçük çapta bir Birleşmiş Milletler mülteci kampı kurmuşlar. Cennet de aynı olay, 2 dakika kafa dinleyelim diye gitmek istiyorsun ama her taraf bir civcivli... Kanatlı kanatsız tip tip insan, ballı dereler (eew yapış yapış), huriler... Sanki “Victoria’s Secret meets Hugh Hefner” gibi bir ortam. Hayatı boyunca güzel güzel takılmış, namazını kılmış, orucunu tutmuş, gül sularıyla baştan aşağı yıkanmış, takkeli, nur yüzlü esnaf hacı amcalarımızı düşünemiyorum o ortamda.
- Ramazan dayı biraz daha ballı süt?
- Sağol canım ziyade olsun, hesabı alayim ben. (2 yanda huriler var bu sırada)
Bir rahat yok yani; her taraf göz alıcı şekilde bembeyaz ve bir harala güreledir gidiyor. Peki alternatif arayanlar için çözüm ne? Basit: Cehennem.
Devir minimalizm devri. Soyut dışavurumculuk öldü, cennet yöneticilerine burdan duyuru, cehennemin yakaladığı basit ve minimal çizgi, ahiret planlarında farklılık arayan çiftler için çok ciddi bir alternatif sunuyor. Kara kuru ortalık, köşede bir ateş yanıyor (gayet romantik) arada da dürtüyolar çatal gibi bir şeylerle, sıcaktan mayışmayın diye. Çok mütevazı, gayet salaş bir mekan. Cafcaflı, açık büfeli (bal ve süt), animasyonlu, eğlenceli (huriler) ahiretlerden sıkılanlar için çok hoş bir alternatif. “Kapıdan içeriye girdiğiniz andan itibaren thermal resort’umuzun “güleryüzlü” personeli ve kendine özgü konukseverliği ile karşılaşıyorsunuz. Thermal ahiretiniz için doğru seçim yaptığınızı geniş, ferah ve botanik bir lobby'de çayınızı yudumlarken fark edecek ve kendinizi evinizdeymiş gibi hisedeceksiniz (Istanbul, Türkiye).”
O yüzden daha sade, daha basit bir destinasyon arayanlar için cehennem çok iyi bir alternatif olabilir. Ayrıca yok zekattı, yok yolda giderken kedileri ezmemeye dikkat etmekti, ne bileyim ATMde emekli maaşı çeken yaşlı teyzelere saldırmamaktı gibi şeylere kafayı takmanıza da gerek yok. Keyfinize bakın, süt, bal ve neye benzediğini bilmediğimiz huriler için değmeyebilir. Öbür tarafta thermal hayat sizleri bekliyor olacak her halukarda. Recep Abi’nin de dediği gibi gayet kazan - kazan bir durum.
P.S.: Cehennemin Efendisi’nin adı Malik imiş yaptığım küçük araştırmaya göre. Babaannemlerin eski apartmanında kapıcının (apartman görevlisi) adı Malik'di. Malik Efendi diye sesleniliyordu doğal olarak kendisine. Şimdi parçalar yerine oturuyor, kaloriferleri biraz fazla köklerdi kendisi hep, bayağı bir sıcak olurdu babaannemlerin ev. Ölmeden cehennem imkanlarını tattırmış kendisi bizlere, ne mutlu... İnsan’ın çocukluğuna dair gizemleri çözmesi de apayrı bir zevk tabii...

1 yorum:

senaaaaa dedi ki...

hehehe, bana da cennet tasvirleri hep çok sıkıcı gelmiştir.
Babannem derdi küçükken, cennetteysen mesela canın elma mı istedi elmayı düşünmen yeterliymiş o elma önüne gelirmiş, sonra da onu yemiş gibi hissedermişsin, dünya elmalarından tabii ki kat be kat lezzetli. Bu ne be? Elime alıp soğuk suda yıkayıp katır kutur yiyemedikten sonra, tadımı kaçırıyor böyle şeyler.