2011 Uludere katliamı: 29 Aralık 2011. http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com

29 Ocak 2010 Cuma

Çok Korkuyorum...

Çok korkuyorum yarın bir kızı seversem ve babası böyle çıkarsa diye... Oturan boğa gibi vakur ve gururlu- dükkanının önünde çökmüş “çalışma arkadaşları” ile birlikte gelen geçeni izler(AC Nielsen)- kafada takke görürsen şaşırmazsın... Çünkü ya hacca gitmiştir ya da hac “enthusiast"ıdır. (Sorun hac değil, haccı gözümüze sokmasıdır) Erbakan Hocaefendi’nin zaman makinesi ile 70'lerden günümüze ışınlanmış halidir adeta... Tombik ve temiz... Mis... Çok namusludur- pek namus savaşçısıdır. Kızı akşam dışarı çıksın, erkekler ile “arkadaşlık” etsin istemez... Kızının taksiye binmesi en namussuz olaylar listesinin 5. sırasındadır. Ama gel gelelim, dükkanın önünden geçen hanımlara da gözü takılır. Şöyle bir elden, pardon gözden geçirir onları, hay Allah. E açmasın onlar da orasını burasını canım, abdesti kaçıyor hem... Turist (bağyan) müşteriler onun için her zaman en iyi “ekmek” kapısıdır. Onun “welcome madam” ya da “beybi sivitiii darlingleridir”. “No hassle”diyerek, her türlü kolaylık yapılır... Ama onlara kazık atmaz asla, sadece farklı tarife uygular... Çok dinine düşkündür ya, “kul hakkı” meselesi açıldı mı tüyleri ürperir ama kasasını kullandığı, fiş kestiği de görülmemiş olaydır. “Vergiciler” gelince çaylar içilirken çocuğa söyler o da basar 3-5, çalışıyor mu alet kontrol edilir- Mevcut hökümet pek sevilir- ne de olsa Siyonistlere kafa tutmaktadır... Başka şeyler bizi ilgilendirmez ama ilgilendirse de zaten onlar için de müteşşekkirdir amcamız... Pantolonu ile çorapları arasından bacak detayını görme ihtimalimiz çok çok yüksektir amcamız oturmuş halde iken... Çok korkuyorum yarin bir kızı seversem ve annesi böyle çıkarsa diye... Tombiktir, sarıya ya da kızıla boyanmış saclarının dibinden siyahları seçilir. “Biz Mustafa Kemal'in torunlariyiz” diye zerzenen 55-65 yas arasi bir teyzemdir. Kolları bir boksorünküler kadar kalındır ve genelde bel çantası takmaktadır yeteri kadar deli ise- renksiz boyasız basının güzide örnekleri o çantada “sıkışıp kalmıştır” rengi sarıya dönmüş halde. Elinde bayrak, belinde çanta, kafasında Saralle eşantiyonu şapkası, o miting senin bu miting benim gezmektedir. Çok azılı ise, kontrolü iyice elden kaybetmişse kolundaki Mustafa Kemal imzası dövmesinden seçmek mümkündür. Her baş örtüsü takan yobazdır, takmayanlar da “hanım hanımcık, aklı başında kızcağızdır” onun için... Ülker gofret yiyorsan kızını sana vermez- imkansız. Bağıramazsın yanında “Aranızda Ülker çikolatalı gofret sevmeyen var mı!?!” diye. Çok da güzeldir tadı ya, anlatamazsın. Televizyonunda Samanyolu, Kanal 7 kayıtlı değildir, arasan bulamazsın. Tartışmak, konuşmak mümkün değildir “belli başlı” konuları... Çok korkuyorum yarın bir kızı seversem ve abisi böyle çıkarsa diye... Ayakkabılarının ucu upuzundur... Uuuuupuzun. Kiremit rengidir efemin “ayakkapları”- kumaş pantolonunun üstüne giydiği tiril tiril beyaz gömleği NY’lu bankacılarınkinden bile beyazdır... bunların hepsi “dosta güven, düşmana korku” salmak içindir. Ağzından “aq”lar, aklından “xxx”ler, elinden küçük çakılı tırnak makası, alışveriş listesinden Johnnie Walker ve adını telafüz etmekte bile zorlandığı onlarca değişik içki eksik olmaz... Ama cumasını kılar, orucunu tutar, kurban da kesimini yapar. Hiç aksatmaz... Bu konuda çok serttir: kılmayan,tutmayan, kesmeyen adam değildir ona göre... Askerlik için de aynı şey geçerlidir- yapmamışsan fena haşlar seni... “Olm karı mısın lan yapsana bir an önce” der. “Karı mısın" lan’ı bir çok değişik yerde de kullanır kendisi. (Karı gibi gülme lan!) Çünkü “karı” olmak onun için en aşağılık, en boktan durumdur. Hiç bir etnik, sosyal, kültürel kökeni aklı almaz. Kendi memleketi ve hemen kafadan sayabileceği bir kaç güzide ilimiz daha onun için “kurtarılmış” yerlerdir. En yakın arkadaşları da (beyaz bereliler) buralardandır zaten. “Kardeş memleket nere?” sorularına karşılık olarak aldığı bunlar dışındaki tüm “memleketlere” şüphe ile yaklaşır. Kimisi “dağ türküdür” onun için hepten, kimisi “gâvur”, kimisi de “Rum/”Yunanlı””. Kolunun yan kısmında gothic harflerle 1453 dövmesi yazılıdır. "Dövme abdest bozar mı" tartışmalarını forumlarda yaptıktan (ve kazandıktan) sonra karar vermiş ve dövdürmüştür kolunu... Bu detay onun tarihi ve politik tartışmaların da aranan yüzü olduğunun bir göstergesidir. Kitaplardan okuduklarını sesini kalınlaştırarak aktarırken o, haklı ve doğru olmadığını nasıl iddia edebilirsiniz ki zaten? Çok korkuyorum yarın bir kızı seversem ve kızın kendisi böyle çıkarsa diye... Ülkemizin güzide okullarından birinde okumuş, birleşik devletlerde mastır-basyon bile yapmıştır zararsız, etliye sütlüye dokunmadan. Babası ve amcası iki kuzen birlikte yollamıştır bunları mutlaka. Zira tek başına gitmesi sakıncalı olabilir... Çok hanım hanımcıktır... Pek de güzeldir... Pek konuşkan değildir fakat, hafzılası 1 yıldan eski ve/veya popülaritesi 10 üzerinden 9’dan az şeyleri tartışmaya yetmeyebilir. Kağıt üstündeki bu mastırlığı, tatlılığı, kendine ve güzelliğine gösterdiği önem, size Facebook'undaki önemli/tanınmış kişileri görene kadar orta-uzun dönem beraberlik hayali kurdurtmaya yeterlidir. Liste şöyledir: Bugs Bunny, Mustafa Kemal Atatürk, Hz. Muhammed (SAV), Hz. Muhammed (SAS), Fatih Terim Ağlamaklıdır, şiir’e yakın ilgi duyar. Ama görünmeyen kimliği daha şiirseldir ve her şeyden daha üstün göz yaşartır. Oy verme geçmişi, Popstar Alaturka, BBG ve Miss Turkey serileri ile kısıtlıdır. Fakar bunların hepsinde 1.’ye oy vermiştir- bu ciddi ciddi övündüğü bir şeydir. Yakın arkadaşlarının hepsi onun “kuşuuu"dur. Ama aslında çok da umrunda değildirler, zaten onlar onun kadar zengin de değildirler… Anadolu’dan gelmiştirler, onun babasının-annesinin zamanında geldiği yerden, yurtta kalıyordurlar İstanbul’da. Bu onun için kafasında onları silip kendini avutucu bir üstünlüktür yeri geldiğinde, gerektiğinde. Futbolu bilmek onun için bir artıdır. Kurtlar Vadisi'ni seyretmemenin sürüden ayrılmış, entellektüelce bir davranış zannedildiğinin farkındadır. Kendisi bolca seyrettiği için, bunu “entel” lere karşı bir silah olarak kullanır… Açık açık seyrettiğini söyler ve sözde sıradanlığından farklılık yaratır aklınca. Nasıl da orjinaldir ama?.. Körü körüne Türk filmlerine gider, aklınca Türk sinemasını desteklemek lazımdır. Kutsal Damacana’yı izleyerek katkıda bulunur Yeşilçam’a... Ama iyi kızdır ya...

10 yorum:

amen _hoteb dedi ki...

Çok korkuyorum yarın Murat' ı da böyle ötekileştirecekler diye..

eren dedi ki...

Kizin kendisini anlarim da babasi, annesi ve abisinin ne olduguna cok da takma derim. Hele evlenmeyeceksen. Sonucta kizin elinden gelen bir sey yok. O karikaturize ettigin tiplerle kan bagi varsa o ne yapsin?

Saka bir yana nedir seni bu "korkulasi" senaryolari yazmaya iten? Tamam bircogumuz bir "fikir" olarak bu tiplemelerden, bu tiplemeleri olusturan tek tek parcalardan (1453 dovmesi, Popstar Alaturka, vs.) ve bu parcalarin cagristirdiklarindan hazzetmeyebiliriz. Bu gayet normal. Asil problematik olan her karsimiza cikani bu yarim yamalak tanimlanmis kategorilerden birinin icine koymak, bu insanlarin tanimadigimiz taraflari hakkinda bu tiplemelerle ortusen yonlerinden hareketle varsayimlar yapmak; ve evet bu yolla onlari otekilestirmek. Son kisimda bahsettigin kizi zannetmiyorum ki sevesin. Olsa olsa disaridan bakip begenirsin, tanisirsin vs. Sonra kiz "oyle" cikar ve yollariniz ayrilir. Bir sure sonra kiz hakkinda hatirladigin tek ayrinti facebooktaki onemli kisiler listesinde M. K. Ataturk ve Fatih Terim'in olmasidir. Bu senaryo daha gercekci degil mi?

Murat dedi ki...

(!) Kız yok, kızı unutun. Seveceğim kızın abisi, babası... Hiç biri yok, unutun gitsin. Sadece böyle bir model kurdum. Binlerce değişik şekilde bu "tipleri" yazabilirdim.

E şimdi hepimiz bir şekilde "öteki" değil miyiz bu durumda? Örneğin otomatik olarak ben de öteki oldum şimdi. Ben bunları yazdım, öteki ötekiler yazmaz. Ya da yazar, benden, temsil ettiklerimden bir "tip" üretir (ki kolayca çıkar, ben bile bir ara yazayım kendi -tiplememi-) yazıverir. İlla da, nefret mi olması gerekiyor içinde o şahısa karşı, illa hazzetmemek mi gerekiyor bir şeyleri, bir takım insanları, grupları, zümreleri? Hazzetmeyedebilirsin... Normal, ama o "tip" içerisinde vücutlaştırdığın bu düşünce, ve akım iledir sorunun. O kişi sadece bir aracıdır o anda yarattığın.

Ayrımcı ve yaftalayıcı geliyor kulağa belki yazdıklarım, ama bunları yazanın bu tanımların TAMAMINA BİR ANDA uyan insanlara (var mı böyle birileri, varsa da nerde, gördük mü- şifai birisine ön yargılı olunabilir mi hiç?) karşı ön yargılı olduğunu düşünmek de başka bir önyargı. Şöyle düşünürseniz belki daha iyi olur okuyanlar için: Bunlar gerçek midir, değil midir, kimdir? Var mı böyle birileri? Yani agabey tanımının tamamı bir kişi mi? Ya da baba'nın bütünü? Ya Kızın? Yukarda değindiğim gibi, fiziksel olarak bireyleri de unutun.
Yazdıklarımın temsil ettiği düşünceleri, bugüne kadar başımıza musallat ettiklerini, yobazlıkları, darbeleri, faili meçhulleri, işkenceleri, (yine darbeleri), cahillikleri, vurdum duymazlıkları, sözde aydınlıkları (bu sırayla) vs. düşünün. Bütün bunları düşünerek tekrar okuyun, neden korktuğumu ve neden yazdığımı eminim anlarsınız.
Korkunun ecele faydası var mı? (Yok) Ama yazıldıkça aşılıyor işte bu korkular, tartışıldıkça, haberleştirildikçe (bloglandıkça)aydınlanıyor işte ortalık yavaş yavaş...
Belki de ben yanlış yolu, yanlış modeli seçtim yazmak için ve tiplemelerim çok itici çıktılar ortaya. Bilemiyorum... Ama bu vesile ile, umarım açıklığa kavuşmuştur "ötekiliğim"...

eren dedi ki...

Murat selam. Oncelikle kiz ve ailesinin tamamen sembolik oldugu belli oluyor zaten. Ben de kiz uzerinden yorum yaparak senin sembolizmini devam ettirmek istedim o kadar. Yarattigin tiplemelerdeki unsurlarin tamamina sahip olan birileri var midir bilmiyorum. Ama neden olmasin diyorum. Zira cok da fazla ayrinti vermiyorsun onlar hakkinda ama sanki gercek hayattaki gozlemlerinden cikarak variyorsun onlara. Simdi senin boyle bir tiplemeye icinde barindirdiklari acisindan saydirmanda bence hicbir sorun yok. Hatta nefret de edebilirsin pekihala. Ben demiyorum ki herkes birbirini sevsin hayat bayram olsun. Tek sorguladigim verdigin bazi tasvirlerin hakikaten o yukarida belirttigin zihniyetin (yobazlıkları, darbeleri, faili meçhulleri, işkenceleri vs.) gostergeleri, gerekli ve(ya) yeterli kosullari olup olmadigi. Mesela diyorsun ki "Ayakkabılarının ucu upuzundur... Uuuuupuzun. Kiremit rengidir efemin “ayakkapları”- kumaş pantolonunun üstüne giydiği tiril tiril beyaz gömleği NY’lu bankacılarınkinden bile beyazdır... bunların hepsi “dosta güven, düşmana korku” salmak içindir." Butun bu gorsel ayrintilar senin icin bir zihniyete isaret ediyor. Karakterin kiyafet secimini dosta güven, düşmana korku vermek olarak yorumluyorsun. Sadece soyledikleri ve dusunce yapisi ile degil ayni zamanda giydikleri ile beraber bir butun tasarliyorsun. Yanlis miyim?

Murat dedi ki...

Selam Eren. Bu commentlerde kısır bir cember cizmemezi istemem ama devam edeyim..
Mesele de bu zaten... Hayallerimdeki(!) "milliyetçi" yobazım, kiremit rengi uzun burunlu ayakkabı giyiyor. Hayallerimdeki başka bir tanesi de Timberland bot giyiyor, Armani pantolonu var (poposunda Amerikan bayrağı var), yakaları kalkık bir uzun kollu t-shirt giyiyor ve "Ocak'daki" arkadaşlarıyla buluşmaya gidiyor... İşte size bir öteki daha...
Her detay tek başına yeterli olmayabiliyor tabi. Belirttiğim zihniyet(ler)in gerekli koşulları olup olmadığını bilmiyorum, ana hatlarını (bu zihniyetlerin) "signal" etmeye çalıştım ve kendi gözlemlerimdeki fiziksel detayları da serptim üstlerine. (Sarelle şapkası, takke, facebook listesi vs.)
Karikatürize ettiğimi söylemiştin ya sen, aynen öyle işte.

Son olarak, kafanı karıştıran nokta burada ortaya çıkıyor aslında:
"Karakterin kiyafet secimini dosta güven, düşmana korku vermek olarak yorumluyorsun."
Karakteri de ben yarattım, ona o kıyafeti de ben giydirdim. Dolayısıyla yorum falan yok ortada. O "tip" benim artık. İsteseydim üstteki Timberland'lı arkadaşın koluna dövdürürdüm o 1453 dövmesini. O zaman da o "işaret ederdi". Bu mantıkla, her gözlem "salt olarak" bir şeye işaret etseydi, (veya bir şey sadece tek bir şey ile işaret edilebilseydi-aslında asıl ötekileşme budur...)etraf işaretden geçilmez hale gelebilirdi- onun için çok tasfirlere takılmamak lazım bence.
Sevgiler,

shelbyl dedi ki...

Stereotiplestiren mizah pek guzeldir, pek muhteremdir, bol bol yapilmasi gerekir.

eren dedi ki...

Söz konusu mizahsa gerisi teferruattır shelbylcim. Ben mizah olduğunu anlamamışım.

eren dedi ki...

@Murat

Dogru yorum yok ortada. O konuda yazdiklarima itiraz etmekte haklisin. Kusura bakma. Oyle degil de boyle de tasarlayabilirdim diyorsun ya iste ona pek katilmiyorum. Evet farkli bir sekilde de tasvir edebilirdin ayni zihniyeti, bunda sonuna kadar serbestsin, ama bir secim yapman gerekiyordu ve bu secim de tamamen rastlantisal degildi. Sonucta hangi ayrintiyi nereye koyacagin noktasinda bilincli tercihler yapiyorsun. Film ceken yonetmenin veya senaristin yaptigi tercihler ne kadar rastlantisalsa seninkiler de o kadar rastlantisal. Ayrica bu bir sorun degil. Mizah stereotiplestirme olmasaydi gercekten de eksik kalirdi diye dusunuyorum. Yazindaki mizahi unsuru alamadim, tamamen ciddi bir serzenis gibi algiladim. Ve boyle olunca yazini ilk okudugumda karakterlerini digerlerini baglayacak davranislarindan ziyade bizi ilgilendirmeyen hayat tarzlari (giyim, kusam) ve biz digerlerini etkilemeyen tercihleri yuzunden mahkum ettigini dusundum. Sokakta turbanli bir kadin gorunce hemen "orumcek kafali ne olacak" diyen [belki de su hayali kizin annesine yakisirdi bu replik :P] insanlar tuylerimi diken diken ettigi icin basta sekilcilik zannettigim yaklasimina dair fikirlerimi yazmak istedim. Nihayetinde simdi boyle bir kastin olmadigini goruyorum. Haddimi astiysam veya yazdiklarimin tonumu agresif bulduysan kusura bakma (shelbyl'de ortami yumusatma istegi sezdigim icin killandim da). Kimse hakkinda hukum vermek haddim degil.

sevgiler

Murat dedi ki...

Selam Eren,
"Sokakta turbanli bir kadin gorunce hemen "orumcek kafali ne olacak" diyen [belki de su hayali kizin annesine yakisirdi bu replik :P] insanlar tuylerimi diken diken ettigi icin basta sekilcilik zannettigim yaklasimina dair fikirlerimi yazmak istedim."
Bak bu güzel bir nokta işte. Bununla benim de sorunum var ve buna değiniyorum da aslında. :) "Korktugum" kızımızın “korktugum” annesi diyor zaten bunu, her türbanlıyı yobaz olarak görüyor.
“”Her baş örtüsü takan yobazdır, takmayanlar da “hanım hanımcık, aklı başında kızcağızdır” onun için...””

Estafurullah, asıl ben biraz fazla agresif defansa geçmişsem kusura bakma. Mizah olduğu anlaşılmamışsa da bu benim sorunumdur üzerinde durmam gerekir- bu tarz satiri-politic düşüncelerimi yazıya dökmeye çalışınca sanırım genelde biraz ”çarpık” mizah ortaya çıkıyor bende ve dolayısıyla kulağa garip geliyo. (Endirek oluyo ve anlaşılması zor olabiliyor…)

Görüşmek üzere,

shelbyl dedi ki...

Yok ben ortami yumusatmaya calismadim aslinda, ama oyle olmus, demek ki bu uzerime yapismis "arabulucu" etiketinden kurtulmam kolay olmayacak.

bu arada besiktas ve eksibesiktas'ta depremler oluyor, ondan esas evladim komunal'i bosladim biraz, geri donecegim bu haftadan sonra.